|
“11 Eylül vakası”ndan sonra, Çin hükûmeti Uygurları
teröristlikle suçladı ve terörizme darbe vurmayı bahane
edip, Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelttiği bastırma
hareketlerini güçlendirmişti. Bu duruma karşı
Amerika’nın başı çektiği Avrupa daki demokratik
devletler, B.D.T Kişi Hakları Komitesi, Uluslar Arası Af
Teşkilatı ve başka uluslar arası teşkilatlar ciddî
olarak tavır alıp, Çin hükûmetini “11 eylül vakası”nı
Uygurları sindirmenin bahanesi olarak görmemesi
konusunda tekrar tekrar ikaz etti.
Fakat Çin hükûmeti bu tür ikaz ve uyarılara aldı-rış
etmeden Uygurlara uygulamakta olduğu bastırma
hareketlerini yinede devam ettirdi ve daha da
güçlendirdi. 2002 yılının girmesi ile beraber Çin
hükûmetinin Uygurlara yönelttiği bastırma hareketleri
yalnız Uygur Özgürlük Güçleri ve dinî saha ile sınırlı
kalmadan bütün millî maarif ve medeniyet sahasına kadar
genişletti. Çin hükûmeti 2002 yılı Şubat ayından
itibaren Doğu Türkistan üzerinde “ideoloji sahasındaki
millî bölücülüğe (!) karşı durma gere-ğince tekrar
eğitim alma hareketi” adındaki siyasî hareketi başlattı.
Biz Doğu Türkistan’ın 2002 yılı Ocak ayından itibaren
nisan ayının sonuna kadar ki geçen sürede insan hakları
vazi-yeti ve bu cümleden olarak Uygurların insani hak ve
hukuklarının çiğnenme durumunun aşa-ğıdaki 6 derleme
gereğince tafsilatlı olarak beyan edeceğiz.
1-Çin Hükûmeti Uygurları “Terörist” Olmakla Suçlamaya
Devam Etti:
“11 Eylül vakası”ndan sonra Çin hükûmeti Doğu
Türkistan’daki sindirme hareketlerini yasal hale getirme
ve daha da güçlendirme maksadıyla Uygurları “terörist”
diyerek karalayıp, ulus-lar arası topluluktan
kendilerinin Uygurlara karşı yürütmekte olduğu sindirme
hareketlerini desteklemesini talep etmekteydi.Buna karşı
ABD’nin başını çektiği demokratik batı ülkeleri uluslar
arası insani hukuk teşkilatları Doğu Türkistan
meselesinin kişi hakları ve demokrasi meselesi, olduğunu
çok açık bir şekilde beyan edip, Çin’in yersiz
dileklerini reddetmişti. Çin hükûmeti Uygurları
“terörist” diye karalamayı 2002 yılı girdikten sonra da
devam ettirdi ve daha da arttırdı.
Çin devlet işleri mahkemesi haber dairesi 2002 yılı 21
Ocak’ta “Doğu Türkis-tan Terör Güçleri Sorumluluğundan
Kaçamazlar.”(!) başlıklı uzun bir makale yayımladı. Bu
makalede “Doğu Türkistan” telaffuzu inkar edilip
“Sinkiang ezelden beri Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır.”
(!) şeklindeki eski safsata tekrar vurgulanmıştır. Geçen
10 yıl içinde Doğu Türkis-tan da meydana gelen,
Uygurların kendi hak ve hukuklarını koruma yolunda
yürütülen kabul etmezlik hareketleri ve bir takım
silâhlı karşılık verme olaylarının hepsi “terör
eylemi”dir, diye karalamıştır. Buna benzer “Doğu
Türkistan Özgürlük Güçleri”nin uluslar arası terörist
güçlere ve bu cümleden olarak Usame Bin Ladin’le
ilgisinin olduğu şeklinde temelsiz uydur-ma fikirler
ileri sürülmüştür.(1)
2002 yılı 24 Ocak günü Çin Dış İşleri Bakanlığının Basın
Sözcüsü Sun Yuşi basın top-lantısında “Zhung Go hükûmeti
Doğu Türkistan terör güçlerine darbe vurma inanç ve
iktida-rına sahiptir. Biz diğer devletlerin bizi
desteklemelerini bekliyoruz.” demiştir.(2)
Çin’in Şin Hua haber ağı 2002 yılı 1 Şubat sayısında
“Doğu Türkistan terör güçlerinin sırrını açma : Yasa
dışı teşkilatlar 50’yi geçmektedir.” Başlıklı makale
ilân edildi. Bu makalede, Doğu Türkistan’ın içi ve
dışında faaliyet sürdürmekte olan mevcut Doğu Türkistan
teşkilatları “terörist teşkilat” diye karalanmıştır.(3)
Umumen, Çin hükûmetinin geçen dört ay boyunca türlü
basın organlarında yayımlanan Uygurları “terörist” diye
karalayan büyük küçük makale, iddia ve beyanatlardan,
Çin’in üst düzey bürokratlarının Çin de ve kamuoyunda
düzenlenen çeşitli toplantılarda söylenen benzer
anlamdaki sözleri 10 kat fazladır. Biz burada tek tek
ör-nek gösterecek değiliz. Lakin,tekrar etmeye değer
olan şu ki, Çin hükûmeti Uygurları terö-ristlikle
suçlama işinde, ABD başta olmak üzere geniş uluslar
arası topluluğun desteğine eri-şemedikten sonra bu
husustaki siyasî cambazlıklara yasak koymanın yerine hiç
utanmadan Amerika başta olmak üzere uluslar arası
topluluğu “terörizme darbe vurma meselesinde çifte
standart kullandı” diyerek suçladı. Mesela, Çin Dış
İşleri Bakanlığının Bakan Yardımcısı Wang Yi 2002 yılı 2
Şubat’ta açılan “Muençen Uluslar Arası Güvenlik Siyaseti
Toplantı-sı”nda konuşarak “Doğu Türkistan Terör
güçlerine darbe vurma, uluslar arası terörizme karşı
mücadelenin mahiyeti… terörizme darbe vurma meselesinde
uluslar arası topluluğun birlikte hareket etmesi ve bu
konuda çifte standartçı davranılmaması gerekir.” dedi.(4)
(Çin’in Şin Hua Haber Ağı 2002 yılı 6
Şubat)
Çin’in Şin Hua Haber Ağının 2002 yılı 21 Ocak’ta
dağıttığı “Doğu Türkistan Terör Güçleri Suçlarının
Sorumluluğundan Kaçamazlar” başlıklı makalede “ Çin
hükûmeti terörizme karşı duruş meselesinde çifte
standart uygulamalara karşı du-racak” denilmişti.(5)(Çin
Haber Ağı 21 Ocak)
Çin hükûmeti yeni yıl girdiğinden beri, Uygurları
teröristlikle suçlama hususunda yu-karıdaki teşvikat
hücumlarını değiştirmekle beraber Doğu Türkistan’ın
kendisinde Uygur Öz-gürlük Güçlerini karalamayı maksat
edinmiştir. Türlü toplantı ve sergiler düzenleyip,
kişileri mecburî olarak hükûmet politikasını övücü
sözler söylemeye ve sergileri görüp, görüş belirt-meye
zorlanmıştır. 2002 yılı 25 Ocak günü Doğu Türkistan
Bölgesi Birlik Saf Bölümü, Urümçi de dinî zatları
toplantıya çağırıp onlara Doğu Türkistan Özgürlük
Güçlerini “terörist” diye anlatan makaleler okumuşlardır.
Daha sonra onların görüş bildirmesini talep etmişlerdir.
Dinî zatlar çaresiz hükûmet politikasını öven konuşmalar
yapmaya mecbur kalmışlardır.(6)
Uygur Bölgesi Kadınlar
Komitesi 2002 yılı 3 Nisan günü bölüm memurları ve parti
üyeleri toplantıya çağrılıp, özel “Doğu Türkistan Terör
Güçleri Suçlarının Sorumluluğundan Kaça-mazlar” başlıklı
makaleyi okumaya başlamışlar ve ardından toplantıya
katılanların talepleri doğrultusunda Doğu Türkistan
Özgürlük Güçlerini “terörist güç” diye karalayan
ifadelerde bulunmuşlardır.(7)
Bundan başka Çin hükûmeti ocak ayından başlayıp Doğu
Türkistan’ın Urümçi ve Gulca şehirleri başta olmak üzere
önemli şehirleri ve bir kısım nahiye ve merkezlerde
“Doğu Türkistan Terörist Güçlerinin Suçlarını İfşa Etme”
adındaki sergileri açıp, bazı daire ve bi-rimlerdeki
hizmet elemanları, öğrenci ve öğretim üyeleri, dinî
zatlarla çarşı- pazar ahalisine özel zaman ayırtıp toplu
şekilde sergiyi görmeye mecbur etmiştir. Bu iş çok mühim
siyasî bir faaliyet sayılıp, sergiden sonra,
değerlendirme ve görüş belirtme toplantıları yapılmıştır.
İn-sanlardan, kendi halkının hak ve hukuklarını koruyup
kollama mücadelesi vermekte olan Doğu Türkistan
Özgürlük Güçlerini “ millî bölücü”, “terörist” diyerek
suçlamalarını istemişler-dir. 2002 yılı 10 Ocak günü
Doğu Türkistan’ın Üçturfan nahiyesinde üç çeşit güç,
“millî bö-lücüler(!) asabiyetçi dinî unsurlar(!) ve
teröristlere (!) darbe vurma” adındaki sergi açılıp
na-hiyedeki hükûmet görevlileri, askerler ilk ve
ortaokul öğretmen ve öğrencileri, çiftçiler ve çiftçi
temsilcileri olmak üzere 1.500 kişi mecburî olarak
sergiyi görmeye zorlanmıştır.(8) (Çin Şin Hua Haber
Ağının 15 Ocak 2002 Haberi)
2002 yılı 4 Ocaktan başlayıp
Uygur bölge-si toplum güvenliği birimi “Sinkiang (Doğu
Türkistan) Bölücüler Ve Teröristlere Karşı Mü-cadele
Sergisi” adında sergi düzlemiştir.(9)
2- Siyasî Suçlamalarla Tutuklama ve Cezalandırma Daha Da
Fazlalaştı:
Dünya halklarına malum olduğu üzere yakın zamandaki 10
yıl içerisinde Çin hükûmeti Doğu Türkistan’da Uygurlara
karşı zorba ve sindirme faaliyetlerini sürdüre geldiler.
“Varlığı Koruma”, “Millî bölücülere yasa dışı dinî
faaliyetlere ve terörizme karşı darbe vur-ma” bayrağını
ellerinden düşürmeyip, çiğnenmekte olan insan haklarını
korumaya çalışan mevcut haksızlıklara kendi tepkisini
sergileyen suçsuz Uygurları çeşitli yollarla hapis’e
attılar. Bu gün Doğu Türkistan’daki Çin hapishanelerinde
100 binden fazla suçsuz Uygur “siyasî suçlu” suçlaması
ile azap çekmektedir. Vahşice işkencelere tabiî
tutulmaktadır. Her sene 100 binden fazla Uygur’a “siyasî
suçlu” damgası vurularak idam edilmektedir.
Yakın zamanlarda durumdan bahsedecek olursak Çin
hükûmeti 2002 Nisan’ından iti-baren Doğu Türkistan da
Uygur özgürlükçülerini yine sert şekilde sindirmeyi
hedefleyen “sert darbe vurma” hareketini başlatmıştı.
“11 Eylül Olayı”ndan sonra bu tür bastırma ve sindirme
hareketleri daha da güçlendi.
“Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi”nin Çin haber
vasıtala-rı ve kendisinin Doğu Türkistan da mukim
muhbirleri vasıtasıyla elde ettiği malumatlara
ba-kıldığında 2001 yılı Nisan ayının ortalarından bu yıl
mayıs ayına kadar olan bir yıl devamında Doğu Türkistan
da “milî bölücü”, “yasa dışı dinî unsur” şeklindeki
türlü siyasî yaftalarla tu-tuklanan Uygurların sayısı
6000 den fazladır. Bunlardan 2000’e yakın kişiye çeşitli
süreli ha-pis cezaları verilmiştir. Geçen bir yıl içinde
ölüme mahkûm edilip, meydanlarda vurularak
öldürülen Uygur siyasî mahkûmların sayısı 130 dan
fazladır. Bu konudaki hadiseler, Enfor-masyon
Merkezimizin Doğu Türkistan’daki insan hakları vaziyeti
hakkında 2001 yılı Aralık ayında ve 2002 yılı Ocak
ayında yayımladığı raporlarında olduğu gibi Uluslar
Arası Af Örgü-tünün Doğu Türkistan’daki insan haklarının
durumu konusunda bu yıl mart ayında yayımladı-ğı 24
bölümlük özel raporunda da tafsilatlı olarak
yayımlanmıştı.
Bu gün bu raporlarımızda Enformasyon Merkezimiz
tarafından yeniden ele geçirilmiştir. Önceki
raporlarımız yoktur. Önceki yıla ait bazı haberler ve bu
yıl ocak ayından nisan ayının sonuna kadarki tafsilatlı
o-laylardan bahsedilecektir. Yakın zamanda Enformasyon
Merkezimiz Doğu Türkistan daki Çin polis makamları
tarafından dağıtılan bir materyali ele geçirdi. Bu
materyalde 1995 yılından beri Doğu Türkistan genelinde
149 gizli siyasî teşkilatın ifşa edildiği, şimdilerde
ise Urümçi deki Bajiahu ve Xisen hapishanelerinde “en
tehlikeli” diye bakılan 3749 Uygur siyasî mahpu-sun
hapiste olduğu, onların akrabaları ile dahi
görüştürülmediğinden bahsedilmektedir.(10)
Enformasyon Merkezimiz yakın zamanda elde ettiği
bir habere göre, tanınmış Doğu Türkistan Bölgesi Toplum
Güvenliği Biriminin Müdür Yardımcısı Haşim Hacı nisan
ayının başında polis dairelerine yönelik konuşmasında
“2002 yılına girdiğinden beri Ak-su’nun Üçturfan
nahiyesinden 117 kişilik millî bölücüyü ele geçirdik”
demiştir.
Çin hükûmeti bu yıl Afrika’dan başlayıp Doğu Türkistan
da 2. defa “sert darbe vurma hareke-ti”ni başlattı. 8
Nisan günü Urümçi de açılan polis dairelerinin
seferberlik toplantısında geçen yılki “sert darbe vurma”
hareketinin özet raporu okunmuştur. Raporda
bahsedildiğine göre Urümçi bölgesinde siyasî parti kuran
Abbas, Emet Kasım ve Muhtar gibi kişiler geçen yılki
“sert darbe vurma” süresinde yok edilmiştir. Yine, gizli
dinî faaliyet meclisi ve irtibat bürosu ola gelen 48
yerin tespit edildiği ve bu yerlerden 1.200 adetten
fazla siyasî ve dinî ağırlıktaki kitap ve başka
yayınlarında ele geçirildiğinden söz edilmiştir.
Toplantı sonunda Uygur Bölge Güvenliği Merkezinin Müdür
Yardımcısı Do Jianti muhabirinin ikinci defa ki “sert
darbe vurma” hareketinin nasıl yürütülmekte olduğu
hakkındaki sorulan soruya cevaben:
“1- Sert darbe vurma hareketi sona erdi. 2. hareket
çoktan başladı. Bu baskınlar bu yıl 7. aya kadar
sürecektir. 2. darbe vurmanın asıl hedefi yine dinî ve
asabiyetçi güçlerin ve de millî güçlerin elebaşları ve
Falungong’ culara olacaktır.” demiştir.(11)
Bunlardan başka, Enformasyon Merkezimiz vatanda ikamet
eden muhabirlerinin gönderdiği haberlere bakıldığında
2002 Ocak ayından Nisan ayına kadar geçen süre
içerisinde Doğu Tür-kistan’ın Kaşgar ve Hoten
bölgelerinde bir kaç Uygur, türlü siyasî iftiralarla
tutuklanmış ve çeşitli hapis cezaların çarptırılmıştır.
2002 yılı Mart ayının son bir haftası içinde Hoten
bölge-sindeki 7 nahiye ve bir şehirde 800 den fazla
Uygur “Hizbu Tahrir Teşkilatı”nın üyesi suçla-masıyla
Çin polis daireleri tarafından tutuklanmıştır. Bu
seferki tutuklananlar Hoten’in Karakaş ve Lop
nahiyelerinden en çok olup, Lop nahiyesinin Yurunkaş
köyünden 70 küsur insan tutuklanmıştır.(12) 2002 yılının
28 Mart günü Kaşgar bölgesinde 52 Uygur “millî bölü-cü,
yasa dışı dinî faaliyetle meşgul oldu” gibi siyasî
iftiralarla tutuklandı. Yine aynı gün Kaşgar vilayetinde
açılan açık yargılama toplantısında 14 Uygur’a
yukarıdaki gibi siyasî suç-lamalarla çeşitli şakilerde
hapis cezaları verilmiştir.(13)
Enformasyon Merkezimizin ele geçirdiği bir haberden
anlaşıldığına göre ; 2002 yılı 4 Nisanından 11 Nisan’a
kadar olan bir haftalık süre içerisinde Hoten şehri ve
Karakaş nahiyesinde açılan iki sefer asılan açık
yargılama toplantısında 9 Uygur genç devleti parçalamaya
çalışan, kişileri hükûmete karşı çıkmaya tahrik eden,
yasa dışı dinî faaliyetlerle uğraşan, doğum kontrol
siyasetine karşı çıkan kişiler” diye suçlayıp 7 yıldan
20 yıla kadar hapis cezasın çarptırılmıştır.
Onların Künyeleri Aşağıdaki Gibidir:
Süleyman Eysa, 28 yaşında Kaşgar şehrinden (20 yıl hapis
cezası verildi.)
Elham Mehmet 23 yaşında Bayinğolun Moğol Otonom Bölgesi
(19 yıl hapis cezası
verildi.)
Metturdi Tursun, 22 yaşında Bayinğolun Moğol Otonom
Bölgesi (11 yıl hapis
cezası verildi.)
Ababekir Mehsut, 25 yaşında Hoten’in Karakaş
nahiyesinden(10 yıl hapis
cezası verildi.)
Abliz Mettohti, 25 yaşında Hoten şehrinden (7 yıl hapis
cezası verildi.)
Abdumecit Eziz, 29 yaşında Hoten şehrinden (7 yıl hapis
cezası verildi.)
Memet Mettohti, 30 yaşında Çira nahiyesinden (7 yıl
hapis cezası verildi.)
Memetcan Memet, 31 yaşında Çira nahiyesinden (7 yıl
hapis cezası verildi.)
Abdulhemit Eziz, 34 yaşında Hoten şehrinden (7 yıl hapis
cezalı) (14)
Enformasyon Merkezimizin edindiği bilgiye göre yakın
zamanlardan beri Çin hükûmeti(din dışı yani Vahabi
hareketleri yasaklama) adı altında Kaşgar şehrinin Koğun
kö-yü, Çasa Koça Başkarması, Şamalbağ Köyü Nezer bağ
köylerinde bu yıl 4. ayın 4. gününden başlayıp yasal
olmayan bir tarzda aramalar yapıp tutuklamalar
başlamıştır. Çin polisleri hiçbir sebep olmaksızın bir
çok gençleri(din dışı,yani Vahabi faaliyetlerle
uğraşıyor) diyerek tutuk-layıp götürmüşlerdir.(15)
Enformasyon Merkezimizin vatanda ikamet eden muhabirinin
Ku-mul dan elde ettiği bilgiye göre, bu yıl ocak ayından
şimdiye kadar Kumul bölgesinden Ehmet Niyaz ismindeki
genç millî bölücülük suçlaması ile vurulmuştur. 60 dan
fazla Uygur siyasî sebeple tutuklandı. bunlardan 20
küsur kişi Kumul’un Karadöve köyünden olup, onlar “Doğu
Türkistan Ok-Yay Partisinin Üyesi” olmakla suçlanıp
tutuklanmıştır.(16)
Enformasyon Mer-kezimizin edindiği
bilgiye göre 4 Nisan’ dan başlayıp Kaşgar şehrinin Koğun
Köyü, Çasa Başkarması Nezer Bağ ve Şamal Bağ köylerinde
Çin polis daireleri ani arama başlatıp bir kaç gün
içinde 100 den fazla Uygur genç “din dışı ‘Vahabi’
faaliyetlerle uğraştı.” Iftirasıyla tutuk-lanıp
götürülmüştür.(17)
Doğu Türkistan daki Çin hapishanelerinde Uygur siyasî
tutukluları vahşi usullerle iş-kenceden geçirip
sorgulayarak, onları manevi cihetten horlama,
gurur-izzet ve nefsini kasıtlı olarak çiğnemekte git
gide çoğalmaktadır. Mesela Urümçi’deki Sinkiang (Doğu
Türkistan) hapishanesinde “millî bölücü”lük suçlamasıyla
ceza süresini geçirmekte olan 26 Uygur siyasî mahpus
2002 yılının 4 Nisan günü, şehir etrafındaki inkılâp
kurbanları mezarlığına mecburî alınıp götürülüp Mao ve
Jiang Zemin gibi komünistlerin mezarı önünde kendi
“günahlarına” tövbe ettirilmiştir. Hapishane polisleri
onlara baskı yapıp, Çinlilerin mezarlarını
süpürttür-mekle kalmayıp, onları yine “komünizme
sosyalist cemiyet nizamına tabiîyiz.” diyerek ye-min
ettirmişlerdir. (18)
Enformasyon Merkezimizin vatanda ikamet eden elemanı
yakında Kumul’un Karadöve köyü-ne bilgi edinmeye gidip
siyasî suçlamayla “emekle değiştirme” hapishanesinde
hapsedilip, yakın zamanda salıverildi. Muhammet adındaki
Uygur gençle karşılaştı.
Muhammet muhabirimize : “Hapishanede siyasî tutuklular
her zaman yemekten önce “beş yıldızlı kızıl bayrak”,
“Partinin şanlı nuru” gibi şarkıdan bir tane söyletirler,
namaz kılmaya izin vermezler, eğer namaz kıldı-ğımızı
anlarlarsa gardiyanlar gelip çok kötü döverler. Her gün
çalışmadan dönüp siyasî eğitim alırız, onlar bize
partinin siyasî propagandasını yapacak dökümanları
okuyup, sonunda her birimizden hükûmeti övücü ifadeler
bildirmemizi isterler...” dediklerini anlattı.(19)
3- Tursuncan Emet ve Ablikim Yasin’in Tutuklanışı:
Doğu Türkistan da Uygurların konuşma ve fikir özgürlüğü
sert şekilde yasaklanmıştır. Mevcut haksızlıklara bir
şekilde kişisel tepki gösteren insanlar “millî bölücü”,
“ hükûmete karşı unsur” sayılıp sert cezalara
çarptırılmaktadır.
2002 yılı 1 Ocak günü, Urümçi Hal Sarayında, yeni yıl
kutlama sanat faaliyeti tertip edilmişti. Bu faaliyette
Wang Luguen, Ablet Abdureşit gibi üst düzey yetkilileri
de ka-tılmıştı. Faaliyetin son ermesi esnasında
Tursuncan Emet isimli Uygur sahneye çıkıp kendi yazdığı
şiirini okumuştur.
Bu şiirde Doğu Türkistan’ın bu günkü gerçek durumu ve
halkın Çin hükûmetine olan tepkisi sembol cümlelerle
ifade edilmiş olup bittikten sonra salonda oturan normal
seyirciler olumlu tepki gösterip alkışlamışlardır. Bunun
tersine hükûmet yetkilileri ciddîleşip ne yapacaklarının
bilememişlerdir. Ertesi günü Uygur bölgesinin parti ve
hükûmet yetkilileri ciddî toplantılar yapıp, “ bu şiirde
gizli benzetmelerle bu günkü gerçeklere saldırıl-dı.
Millî bölücülük fikri ortaya koydu, hükûmete karşı imalı
ifadelerde bulunup, cemiyette kesinlikle kötü tesir
uyandırdı.”şeklinde netice çıkarıp Tursuncan Emet’i
derhal tutuklama ve o günkü sorumluları hızlı tespit
etme kararı çıkarılmıştır. Çin polis makamları Tursuncan
E-met’i takip etmeye başlamış ve bir kaç gün sonra
tutuklamıştır. 11 Ocak günü Uygur bölgesi parti komitesi
memurlar toplantısı düzenleyip bu olay münasebetiyle
bütün Uygur bölgesinde “ideoloji sahasındaki millî
bölücülüğe karşı mücadeleyi yaygınlaştırma” hareketi
yürütmeyi ortaya koymuştur.(20)
Çin hükûmetinin siyasî sindirmeleri yalnızca büyük
kişilere değil, gençlere uygulanmak-tadır. 2002 yılı
Şubat ayından başlayıp Doğu Türkistan genelinde
“ideoloji sahasındaki millî bölücülüğe karşı mücadeleyi
yaygınlaştırma gereğince tekrar eğitim alma” diye
adlandırılan bir siyasî hareket başlamış olup, bütün her
hafta çeşitli siyasî toplantı ve eğitimler
başlatılmış-tır. Özelliklede okullarda
öğrenciler-öğretmenler her gün öğleden sonra ve
cumartesi günleri bütün gün olmak üzere siyasî eğitim
yaptırdıklarından eğitim ve öğretim işleri felç olmuştur.
Bu duruma tepki gösteren Kaşgar, 4. Ortaokul birinci
sınıf öğrencisi Ablikim Yasin adındaki öğrenci 17 Mart
günleri okul müdürüne imzasız mektup yazıp, mektubunda,
siyasî eğitimleri derhal durdurup, kendilerinin normal
öğrenimlerinin engellenmemesini istemiştir. Bu iş, okul
makamları tarafından büyük siyasî olay sıfatı ile
değerlendirip, derhal yukarıya bildirilmiştir. Şehirdeki
yerel hükûmet makamları alakadar olmuşlardır. Şehir
parti komitesi, hükûmet yet-kilileri ve polisler “Olay”ı
açıklığa kavuşturmak için derhal okula toplanmışlardır.
Okulda polislerin nezaretinde sıkı araştırma
başlatılmıştır. Üç gün devam eden yazı karakterini
ince-leme sonunda mezkur Ablikim adındaki öğrencinin
yazısını tespit edip, Ablikim Yasin’i der-hal
tutuklamışlardır. Onlar Ablikim’i tutuklamaktan başka
okul müdürü Perhat ve Ablikim’in sınıf mümessili
öğretmenliği görevinden alıp başka hizmete
yerleştirmişlerdir. Bu olayı ince-leme ve aydınlatma
işini Kaşgar vilayetinin muavin başkanı siyasî siyasî
kanundan mesul Osman Davut üstlenmiştir. 24 Mart’da
Kaşgar şehir parti komitesinin Muavin Şujisi Zho Jing
Şi. okulda inceleme başlatmıştır.(21)
Tursuncan Emet ve Ablikim Yasin’in tutuklanma olayı, Çin
hükûmetinin Uygurlara karşı yürütmekte olduğu siyasî
takip ve sindirmelerin hangi derecelere ulaştığını,
Uygurların insani hak ve hukuklarının ne kadar
çiğnenmekte olduğunu ispatlayabileceğinin en iyi delili
olabilir.
4- “İdeoloji Sahasındaki Millî Bölücülüğe Karşı
Mücadeleyi Yaygınlaştırma Gereğince Tek-rar Eğitim Alma”
Adındaki Siyasî Hareket Başladı:
Yukarıda bahsettiğimiz gibi 2002 yılı yeni yıl sanat
gecesinde Tursuncan Emet adın-daki Uygur’un şiir okuma
olayı ortaya çıktı. Çin hükûmeti bu olayı bahane edip,
Doğu Tür-kistan medyasında “İdeoloji sahasındaki millî
bölücülüğe karşı mücadeleyi yaygınlaştırma gereğince
tekrar eğitim alma” başlatma kararı aldı. 2002 yılı 31
Mart günü Urümçi de, Doğu Türkistan daki parti komitesi
üyelerinin ideoloji sahasındaki millî bölücülüğe karşı
mücade-leyi yaygınlaştırma gereğince tekrar eğitim alma
seferberliği toplantısı düzenlendi. Toplantı da parti
komitesi sekreteri Wang Lequan bir konuşma yaparak
“Sinkiang daki (Doğu Türkis-tan) mevcut gazete ve
dergiler, radyo televizyon ve başka kültür merkezleri ve
okullar ideoloji sahasındaki millî bölücülüğe karşı
mücadelenin yaygınlaştırılmasının öncüleri olacaktır.”
de-di. (22)
2002 yılı 4 Nisan günü Uygur bölgesi parti
komitesinin sekreter yardımcısı İsmail Tilivaldi, millî
eğitim sahasındakilerin ideoloji sahasında millî
bölücülüğe karşı mücadeleyi yaygınlaştırma gereğince
tekrar eğitim alma kursunda şöyle dedi: “İdeoloji
sahasındaki millî bölücülüğe karşı mücadeleyi
yaygınlaştırma gereğince tekrar eğitim alma hareketini
okullarda uzun zaman sağlam bir şekilde yürüyüp, okuldan
ibaret eğitim başlangıcını parti ve hükûmetin elinde
sağlamca tutmamız gerek.” (23)
2002 yılı 8 Şubat günü Urümçi de açılan liselerin
ideoloji sahasındaki millî
bölücülüğe karşı mücadeleyi yaygınlaştırma gereğince
tekrar tekrar eğitim
alma öğrenim kursunun sona erme merasiminde söz alarak:
“Biz bundan önce, millî bölücülüğe darbe vurma
mücadelesinde, silâhlı darbe
vurmayı hedef-ledik ve sert el olduk. Fakat kültür
sahasındaki millî
bölücülüğü küçümsedik.” demiştir.(24)
Doğu Türkistan da kültür sahsına yöneltilen takip ve
gözetleme hiçbir zaman Wan Lequan ’in söylediği gibi
“gevşek” değildi. Çok eskiden devam ede gelmiştir. 1990
yılı Çin hükûmeti merhum Uygur tarihçi Turgun Almas’ın
“Uygurlar” gibi üç adet kitabı üzerinden “millî
bölü-cülük fikri yansıtılmıştır.” Şeklindeki bahane ile
yasaklama kararı çıkartılmıştır.
Turgun Almas’ı göz altına alıp eser verme hakkından
mahrum etmiştir.
“Sinkiang (Doğu Türkistan ) Kadınları” dergisi yazarı
Ehtem Ömer’in “Uygur da Anala-rın Sefâsı” adındaki
makalesini bastığı için, dergi bürosuna 50.000 Yuen ceza
verilip, dergi-nin mesul müdürünü görevinden almıştır.
Uygur doktor Tohti Mözat, Japonya’da okurken Uygur
tarihi ve kültürüne ait kitap yazıp Japonya da
neşrettiği için 2002 yılı yazında tatil dolayısıyla
Urümçi’ye geldiğinde Çin hükûmeti tarafından tutuklandı
ve 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Böyle misalleri
çoğaltmak mümkündür. Bu defa ki “İdeoloji sahasındaki
millî bölücülüğe karşı mücadeleyi yaygınlaş-tırma
gereğince tekrar eğitim” hareketinin başlaması ile Doğu
Türkistan’da eskiden beri ola gelen kültür sahasındaki
yasaklama ve göz hapsi öncekilerden kaç misli fazlalaştı.
Uygurların kültür sahasındaki özgürlüğü tamamen yok
edildi. Şubat ayında başlayıp, Doğu Türkistan’ın her
yerinde bütün sahalarında “İdeoloji sahasındaki millî
bölücülüğe karşı mücadeleyi yay-gınlaştırma gereğince
tekrar eğitim alma” hareketi başlanıp türlü toplantı ve
siyasî eğitim yapmalar birinci vazifeye dönüştürüldü.
İnsanlar hiçbir sebep olmadan ifade vermeye zorla-nıldı.
Muhabirimizin yolladığı haberden anlaşıldığına göre bu
seferki ideoloji sahasındaki millî bölücülüğe karşı
mücadeleyi yaygınlaştırma gereğince tekrar terbiye alma
hareketi ilk öğretim okullarında ikinci defa
başlatıldığı sırada Kaşgar, Eskişehir nahiyesi Muş
köyündeki Abdurrahman adındaki bir öğretim üyesi sağlam
olmayan kitapları sakladığı, dinî faaliyetlere katıldığı
şeklindeki suçlamalarla hizmetten el çektirilmiştir.(25)
Çin merkezi hükûmeti 2002 yılı 25 Mart’da ciddî bildiri
çıkartıp Uygur bölgesinde çıkmakta olan gazete ve
dergilere yönelik düzenleme ve temizlik yapmayı
uygulamaya koy-du. Mezkur bildiride “Dış ülkelerdeki
millî bölücüler gizli belgeleri ele geçirip, devletin
siyasî gizliliğini, güvenliğini tehlikeye düşürmektedir.
Bunu önlemek için gazete ve dergilere ve bunların
dağıtım yollarına olan nezareti güçlendirip, iç
belgelerin bölücülerin eline geçmesi-nin önlenmesi, bu
cihette problem doğuran gazete ve dergilerin tekrar
düzene sokulması, za-ruret halinde yayıncının
durdurulması gerek.” denilmiştir. Bu bildirinin
mahiyetine binaen, Urümçi şehrinde gazete ve dergilere
karşı “temizlik” hareketi başlanmıştır. Alenî ve içeri
kı-sımlarda dağıtılmak üzere toplam 152 çeşit gazete ve
derginin yayını durdurulmuştur.(26)
Bu defa ki siyasî
harekette yine “düzene sokma” bahanesi ile millî
neşriyat ve matbuat sahasında temizlik yürütülmüştür.
Kaşgar Uygur neşriyatı bundan 10 yıl önce neşredilen
Turgun Almas’ın “Hunların Kısaca Tarihi” ve “Kadimi
Uygur Edebiyatı” adındaki iki kitabı nedeni ile bu defa
ki harekete bölgesel temizlik birimi yapılan neşriyatın
10 yıldan beri neşredilen bütün kitapları tekrar
incelenmiştir. Neşriyatın Uygur başkanı hizmetinden
alınıp, onun yerine Çinli yetkili getirilmiştir. 20
kişiden oluşan Çinli işçi hizmete başlamıştır. (27)
Çin
hükûmeti yine yakında çok miktarda para sarf edip,
Kaşgar şehrinin doğu kısmına yerleşen Arslanbağ
bölgesine özel olarak yabancı radyo dalgalarını
önleyecek parazit oluşturma istasyonlarının kurup,
faaliyete geçirişlerdir. Bununla beraber Doğu
Türkistan’ın güney vilayetlerinde Uygur dilinde yayın
yapan yabancı ülke yayınlarını dinlemek mümkün
olmamaktadır.(28)
Bu yılın 4. ayın 7. günü Kaşgar yerel hükûmet organları
bölgesel bildiri yayımlayıp herhangi bir kişinin dış
ülke muhabirlerinin ziyaretlerinin kabul etmeyi
yasaklamıştır.(29)
Çin hükûmeti ideoloji sahasındaki millî bölücülüğe karşı
mücadeleyi yaygınlaştırma gereğince tekrar eğitim
hareketi başladığından beri yasa dışı yayın ve haberleri
temizleme bahanesiyle sayısız gazete, dergi ve kitapları
toplattırıp yakmışlardır. Muhabirimizin Urümçi’den
gönderdiği habere dayanıldığın-da 28 Mart günü Urümçi
şehri toplum Güvenliği Bürosu birlikte Urümçi şehrinin
Dong Şen bölgesindeki çöp ayrıştırma meydanında geçen
birkaç gün boyunca kitap, gazete, dergi, teyp ve video
kasetlerine karşı yürütülen “temizleme” süresince
toplanılan binlerce adet kitap, ga-zete, kaset ve dergi
meydanlarda yakılmıştır. Nisan ayının ilk 10 günü içinde
Kaşgar bölge-sinde “karşıt Ağırlıktaki yasadışı
neşriyatları temizleme” bahanesiyle 10 binden fazla
kitap toplanmıştır.(30)
Doğu Türkistan’da “ideoloji sahasında millî bölücülüğe
karşı mücadeleyi yaygınlaş-tırma gereğince tekrar eğitim
alma” hareketi başladığından beri internet ağına olan
nezaretçi-lik oldukça fazlalaşmıştır. Çin hükûmeti Doğu
Türkistan’ın bütün şehirlerindeki Uygurlar tarafından
açılan “internet kahvehaneleri”ni düzene sokma bahanesi
ile mecburî olarak ka-patmışlardır.
Mart ayının ortalarında Kaşgar şehrinde 6 Uygur genç,
“Yasaklanmış karşı gö-rüş mahiyetli yabancı ülke
internet sahifelerini gördü.” Şeklindeki suçlama ile Çin
polis ma-kamları tarafından gözaltına alınıp, birkaç gün
hapsedilerek sorgulanmıştır.(31)
Mart ayının sonunda Çin hükûmeti Pekin’den özel uzmanlar
getirtip, “650 İstasyon” denilen istasyonu kurup, Doğu
Türkistan’da internet ağına yönelik gizli mazeret etme
sistemini yerleştirmiştir. Muhabirimizin gönderdiği
haberden anlaşıldığına göre, Doğu Türkistan sınırları
içinde dış ülkelerden dağıtılan Uygurca internet
sahifeleri değil, Çince ve İngilizce dillerdeki 200 den
fazla dış ülke internet sayfaları (Çin hükûmetinin dili
ile söylendiğinde: Yasaklanmış karşı görüş mahiyetli
internet sayfaları)da açılmamaktadır.(32)
5) Çin Hükûmeti, Din Adamlarını Siyaseti Teşvik Etmeye
Zorlayıp Cami Ve
Mescitleri Siya-sî Propaganda Merkezleri Haline
Çevirmeye Çalışmaktadır:
Çin hükûmeti ezelden beri, Doğu Türkistan’da Uygurlara
karşı yürütmekte olduğu si-lâhlı bastırma siyasî takip
ve yasaklamaların asıl çoğunu dinî sahaya yönelte geldi.
“11 Eylül olayı”ndan sonra bu tür bastırma ve sindirme
olayları daha da fazlalaştı. Uygurların Müslü-man halk
oluşu, Çin hükûmeti için iyi bir bahane oldu. Yeni yıl
girdiğinden beri başlayan “i-deoloji sahasındaki millî
bölücülüğe karşı mücadele gereğince tekrar eğitim alma”
hareketi süresince dinî sahaya karşı daha da sert ve
yeniden takip usulü ve yasaklama tedbirleri
yürüt-mektedir. “Vatanperverlik eğitimi” verme bahanesi
ile dinî zatları toplayıp onları mescitlerde hükûmetin
siyasetlerini, hatta dinsizliğini teşvik etmeye mecbur
bırakmaktadır. 1 Mart günü Urümçi şehri yerel
hükûmetinin ileri gelenleri toplayıp dinî zatlara karşı
millî bölücülüğe karşı “vatanperverlik eğitimi” vermeyi
nasıl sürdürecekleri konusunda özel müzakere
yürüt-müştür. Yakında şehir Parti Komitesinin Muavin
Sekreteri He Yiming bir konuşmasında “dinî zatları
Sinkiang’ın (Doğu Türkistan) faaliyetlerine ve şimdiki
ihtiyaçlara uygun gelecek tarz-da fetvaları daha fazla
vermeleri için zorlamaya, onlarda dinî sahadaki
bölücülüğe karşı bi-linçlendirme ve de onların
vatanperverlik hissini güçlendirmek gerek…” demiştir.(33)
4 Mart’da Kaşgar şehrindeki ideologi sahasındaki millî
bölücülüğe karşı mücadeleyi yaygınlaş-tırma gereğince
açılan seferberlik toplantısında şehir parti komitesinin
sekreter yardımcısı Jiang Jien konuşmasında: “Öğretim
görevlilerinden dinî faaliyetle uğraşanlar sert şekilde
ce-zalandırılacaktır. Öğrenciler dinî faaliyetle
uğraşsalar (namaz kılsalar) anne babası ve öğret-meni de
birlikte cezalandırılır.” demiştir.(34)
Ocak ayının sonunda Kaşgar’da açılan “3.Dereceli
Memurlar Toplantısı”nda şehir par-ti komitesinin
sekreter yardımcısı Jiang Jien dinî mesele üzerine
yaptığı konuşmasında “din işlerini yönetmeye ait türlü
maddeleri ve millî rehber konumundaki memurların
camilerle alaka kurma yöntemlerinin kesinlikle ve sıkı
faaliyete geçirmek, din adamları, dinî faaliyetler ve
dinî toplantıları yönetmeyi hakiki şekilde güçlendirip,
dinî işlere nezaret etme birliğinin kurulmasını
gerçekleştirip, dinî sosyalizm cemiyeti ile uygun hale
getirmeye yöneltmek la-zım” demiştir.(35)
Muhabirimizin Urümçi’den gönderdiği habere göre,
ideoloji sahasındaki millî bölücülüğe karşı durma
gereğince düzenlenen “vatanperver dinî zat”ların ilk
karar “tekrar eğitim alma” kursunu bitiren 213 kişi
“vatanperver” İslam dinî mensubu 29 Mart günü,
Urümçi’den evlere dönen okul bitirme münasebeti ile
düzenlenen veda toplantısında Uygur Bölgesi Birlik
Bölü-münün Başkanı Zhong Yujong bir konuşma yaparak,
okul bitiren bu “vatanperver dinî zatla-rın
memleketlerine döndükten sonra, imamlık yapmak için
hutbeye çıktıklarında, partinin siyasetlerini korumak
hakkındaki sözleri ve devletin batıya açılma
politikasına faydalı sözleri fazlaca söylemesini,
bununla beraber, millî bölücülük ideolojisi, dinî
asabiyetçilik ve yasa dışı dinî faaliyetleri çokça
tenkit etmesini talep etmiştir. (36)
Çin hükûmeti namaz kılma, oruç tutma ve dinî ders almaya
benzer en normal dinî faaliyetleri de “yasa dışı dinî
faaliyet” diye-rek yasaklayıp, Uygurları
dinsizleştirmeye çalışmakta ve cezalandırmaktadır.
Müslümanların yılda bir gelen mübarek kurban bayramının
namaz kılınacağı gün Kaşgar şehrinin Koğun Yezisi
bölgesinde köyün mahalli idarecileri köy sınırları
içindeki 300 den fazla kişiyi bayram namazı kılmamaları
için mecburî olarak mahalli yönetim merkezine toplayıp
alıkoymuştur. (37) Şubat ayının sonlarında Kaşgar
vilayeti sınırları içinde yürütülmekte olan “Eğitim ve
öğretim sahasındaki millî bölücülük faaliyetlerini
açıklığa kavuşturmak ve öğretmenler birli-ğini düzene
sokmak” adı altında siyasî hareketle Feyzabat
nahiyesinin Şaptul Yezisi (Şeftali Köyü) 12 öğretmene
“dinî faaliyete katıldı.” Diyerek ceza verilmiştir.
Bunlardan iki öğretmen görevden uzaklaştırılmıştır.
Diğerlerinin birer maaşları kesilip eğitim sahasından
çıkarılmıştır. (38)
Enformasyon Merkezimizin Hoten’den edindiği bilgiye göre
19 Mart günü Hoten nahiyesinin İslamabat köyündeki bir
mahallede 50 yaşlarındaki bir çifti bayanın cenazesi
kılınmıştır. Na-maza katılanlar çok olup, yer darlığı
nedeniyle cenaze namazı, cenaze evini yanındaki
ilkoku-lun beden eğitimi sahasında kılınmıştır. Gerçi
burada hiçbir anormal olay olmadıysa da, bu iş hükûmet
memurları tarafından Hoten vilayeti hükûmetine “Yasa
dışı dinî faaliyet”, “Büyük suç unsuru olay” şeklinde
rapor edilmiştir. Bununla beraber Hoten vilayetinden ve
Hoten na-hiyesinden ardı-ardına inceleme heyetleri
gelerek cenaze namazına katılanları maddî ve ma-nevî
cihetten cezalandırılmıştır. O defa ki cenaze namazını
kılmaya baş olan İslamabat
köyü-nün baş imamı Celil Mahsum’a 2500 Yuen para cezası
verilmiştir.
Çizgilik kentinin baş hatibi Eziz Mahsum’a 2000 Yuen
para cezası, cenaze namazına katılan başka 23 kişiye
22’şer Yuen para cezası verilmiştir.
Böylece İslamabat köyündeki bütün dinî zatlar 4. ayın
18. gününden itibaren köye toplayıp 10 gün boyunca
kendinî incelettirmiş “ideoloji değiştirme eğitimi”
aldı-rılmıştır. Yukarıdakinden başka il memur mahkemesi
İslamabat köyündeki eğitimden sorumlu memurları ve köy
hükûmetindeki dinden sorumlu memurlar cezaya
uğratılmıştır. (39)
Bundan başka Çin hükûmeti yakın yıllardan beri Doğu
Türkistan’da Uygurların yeni-den mescitler yapmasını
yasaklamakla beraber türlü bahane ve sebeplerle eskiden
var olan mescitleri yıkıp Müslüman topluluğu dinî
faaliyet ortamından mahrum bırakmaya çalışa gel-miştir.
Bu durum bu yılda aynen devam etmektedir. Mesela
yakınlardaki iki ay içinde Hoten nahiyelik dinî işler
dairesi ve birlik bölümü, o bölgedeki mescitleri tekrar
netleştirmeye çalış-mıştır. 4. ayın 15. gününde ay
sonuna kadar olan 2 haftalık süre içinde Hoten
nahiyesinde Yeni Bağ Merkezi camisi başta olmak üzere üç
camiyi “okula yakın” bahanesiyle yıkmışlar-dır.(40)
6) Çin Hükûmeti, Uygur Maarifini Çinlileştirme Adımını
Hızlandırdı:
Bu yıl 9 Mart’ta Uygur Bölgesi Parti Komitesinin
Sekreteri Wang Leugen Pekin’de, bundan sonra Uygur
okullarında ilköğretimin 3. yılından itibaren bütün
derslerin Çin dilinde verileceğini deklare etti. Wang
Leugen bunun sebebi üzerinde durarak : “Uygur dili
şimdiki zamanevi fen-teknoloji ve maarife uymaz. Bu
yüzden Uygur okullarının eğitim seviyesi dü-şük …”
demiştir. (41)
Wang Leugen’in bu kararı geniş Uygur halkının millî
iradesine hilaf olmakla kalmayıp, Çin’in kendisinin
düzenlediği millî teorik bölge yasasındaki dil-yazı
kul-lanma kaidelerinde temelden hilaftır.
Uygur maarifinin seviyesinin düşük olması, Wang
Leugen’in söylediği gibi nasılsa, “Uygur dilinin
geri”liğinden değil, olsa olsa temeli Çin hükûmetinin
Uygur maarifi ile Çin maarifi gibi gözle bakmasından ve
daha açık ifade ile, Uygur maarifine yapılan yatırımın
az olmasına bağlıdır. Bu nedenle Çin makamlarının bu
kararı çıkarması Uygur maarifine önem vermeyi maksat
edinmiş olmayıp, tersine Uygur maarifini Çinlileştirme
ve Uygurlara yönelik yürütüle gelen asimilasyonu
hızlandırmayı maksat edinmiştir. Çünkü, millî dil bir
milletin millî varlığının en köklü kısmının teşkil eder.
Mili dilini kaybeden millet sonunda millî
mev-cudiyetinden de kopar. Böyle misallere tarihte çokça
rastlamak mümkündür. Yakında BDT Fen-Maarif Teşkilatı,
Dünyadaki yok oluş girdabındaki diller el kitabını
yayımladı.Orada dünyadaki 6000 çeşit dilin içerisindeki
yok oluş girdabına yaklaşan 3000 çeşit dil gösterilmiş
olup, bunların içine Uygur dili de dâhil edilmiştir.
Hülâsa olarak söylendiğinde, Çin hükûmeti Doğu
Türkistan’daki Uygurların, insanlık hukukunu dilediğince
çiğnemeyi sürekli olarak devam ettirmekte ve gitgide
güçlendirmekte-dir. Çin’in bir takım kişilik hukuku
anlaşmalarına imza atması uluslar arası camiayı
aldatmayı maksat edinmiş olup, gerçekte Çin onun hiç
birine riayet etmiş değildir. Bu yüzden Doğu
Türkistan’ın içindeki ve dışındaki Uygur teşkilatları,
bütün Uygurlar adına Amerika önderli-ğindeki demokratik
devletler ve uluslar arası kişi hakları kuruluşlarının,
Uygurlara karşı yürü-tülen siyasî takip ve sindirme
hareketlerini durdurma hakkında Çin hükûmetine yinede
sertçe baskı yapmasını talep ediyoruz. 6 Mayıs 2001
Faydalanılan Kaynaklar :
(1) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 21 Ocak
(2) Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 24 Şubat
(3) Sdfgsd
(4) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 6 Şubat
(5) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 6 Şubat
(6) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 28 Ocak
(7) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 4 Şubat
(8) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 15 Ocak
(9) Çin’in Xin Hua Haber Ağı, 2002 yılı 22 Şubat
(10) D.U.A.T Elektronik Haber Namesi 2002 Yılı 29 Mart
(11) D.U.A.T 2002 Yılı 9 Nisan
(12) D.U.A.T Elektronik Haber Namesi 2002 Yılı 1 Nisan
(13) D.U.A.T Elektronik Haber Namesi 2002 Yılı 11 Nisan
(14) D.U.A.T Elektronik Haber Namesi 2002 Yılı 15 Nisan
(15) D.U.A.T 2002 Yılı 23 Nisan
(16) D.U.A.T 2002 Yılı 30 Nisan
(17) D.U.A.T 2002 Yılı 15 Nisan
(18) D.U.A.T 2002 Yılı 15 Nisan
(19) D.U.A.T 2002 Yılı 30 Nisan
(20) “Xinjiang Gazetesi” 2002 Yılı 13 Ocak, D.U.A.T 2002
Yılı 15 Ocak
(21) D.U.A.T 1 Nisan
(22) “Xinjiang Gazetesi” 2002 Yılı 1 Şubat
(23) “Xinjiang İktisat Gazetesi” 2002 Yılı 5 Şubat
(24) “Xinjiang İktisat Gazetesi” 2002 Yılı 9 Şubat
(25) D.U.A.T 2002 Yılı 9 Nisan
(26) D.U.A.T 2002 Yılı 28 Mart
(27) D.U.A.T 2002 Yılı 9 Nisan
(28) D.U.A.T 2002 Yılı 11 Nisan
(29) D.U.A.T 2002 Yılı 11 Nisan
(30) D.U.A.T 2002 Yılı 11 Nisan
(31) D.U.A.T 2002 Yılı 20 Mart
(32) D.U.A.T 2002 Yılı 5 Şubat
(33) D.U.A.T 2002 Yılı 4 Mart
(34) D.U.A.T 2002 Yılı 13 Mart
(35) D.U.A.T Arşiv
(36) D.U.A.T 2002 Yılı 3 Nisan
(37) D.U.A.T 2002 Yılı 20 Mart
(38) D.U.A.T 2002 Yılı 20 Mart
(39) D.U.A.T 2002 Yılı 25 Nisan
(40) D.U.A.T 2002 Yılı 26 Nisan
(41) D.U.A.T 2002 Yılı 24 Mart
Doğu Türkistan Enformasyon Merkezi
06.05.2002 |
|