Bir
millet bu kadar bahtıkara olur mu yahu?
Mendilimde
kara var
Yüreğimde yara var.
Ne bu devletten kurtuldum
Ne bu derde çare var
Mevlam bize dert
vermiş
Dertlere derman
vermiş
Vatan derdi bambaşka
dert
Çare arıyor derviş
1) Amerika’da
ikiz kuleler vuruldu…
Bush
yönetiminin ve Amerika’nın Müslümanlara nefret ettiğini
gören Çin zalimleri, Doğu Türkistan’da çoktan kendi
elleriyle yıkmış ve domuz ağılı olarak kullanmış
camileri, bir anda restore etti… Dini ibadetlere izin
vermiş, yumuşamış havası estirdi.
Amaç,
bahanesini bulup bir taşla birkaç kuş vurmak… Yani bir
yandan Amerika’ya şirin gözükmek, dert ortağı olup,
yanında yer almak baksana Müslüman teröristler sana da
bana da hep zarar veriyor. Her ikimiz terör mağduruyuz
diyor. Böylelikle Amerika’nın “Uygurları soykırım yapma”
deme olanağının önünü kesmek oluyor ve Uygurları yok
etme işinde, kendine göre bahane bulmuş oluyor.
2)
Beş yaşındaki çocuğun ölüm fermanını imzalayan Lenin
bile, eski Sovyetlerde öyle böyle “Sitan” veriyor. Ama
Doğu Türkistan’da “Sitan” isteyenleri, Çin zalimleri
vahşice bastırıyor, yok ediyor.
3)
Çinliler ile savaştık, yenildik, geldik… diyen Müslüman
Dungan’lara kucak açmışız, onların dini biz ile bir olsa
da, dili Çinliler ile bir olduğu için Çinliler ile
işbirliği yaparak bize çok zarar vermiştir.
4)
Asya’da ve Avrupa’da birçok ülkelerin başından komünizm
diye bir şey geldi geçti. Ama Doğu Türkistan’a gelen
komünizm sırtında tufan belası gibi insan seli Hanzu
afeti beraberinde getirdi.
Komünizmin hem Mao usul, en rezili başımıza geldi. Kimin
bacasından duman çıkarsa o linç….
Daşkozana kuyruk bekle kaynar su iç…
1992
senesi Rusya dağıldı komünizmin bitti. Ama Stalin ile
Mao cellatı, Uygur’un boynuna bağlıdığı kanlı zincir
hâlâ duruyor.
5)
Bugünlerde Çin Uygurları, rezilce sinsice soykırım
yapıyor. Derdimizi dinleyen kim? Bunlar da insan, insani
hak hukukları olmalıydı… diyen kim?!
Çin
hokus-pokus numaraları ile BDT’da konsey üyesi olmuş,
masa altından sopa göstererek, bazı ülkeleri tehdit
ederek, bazısını kandırarak, Uygur meselesinden ağzını
açamaz hale getiriyor.
Çin
zalimleri konsey üyelik koltuğunda değil, cinayet
sandalyesinde oturarak Dünya halkı önünde hesap vermesi
lazım.
Türk
dünyası Türki halkları toplayıp faaliyet yapıyor,
Çin’den korkup Uygur’un ismini zikredemiyor.
Müslüman dünya her sene toplantılar açıyor. 40 senedir
Kıbrıs’ın bağımsızlığını tanıma işini beceremiyor. Bir
bağımsız Müslüman devletin ortaya çıkmasının kendilerine
yararlı olacağını anlamıyor ya da Çin ya da Çin kaynaklı
bir oyun galiba…
Tarihten bu yana Çin’e kız verme adetimiz yok idi.
Bugünlerde 14-25 yaş arası milyonlarca Uygur kızını Çin
bölgesine seks kölesi olarak götürdüler.
Genç
Uygur oğlanlarına kısırlaştırma (kedi-köpeklere vurulan
iğne), AIDS, kanser iğneleri vuruluyor.
Uygur
çiftçilerinin kişi başına geliri senede 50 dolar.
Kızıl
ejderha Doğu Türkistan’ın iliğini emiyor. Milli gururu
insanlık onurunu çiğniyor, durum vahim, oralara Dünya
medyası gidemez, gidenleri hem Çin belirli yerleri
gezdirerek kandırırlar.
6)
60 yıldır Doğu Türkistan cehennem azabında gittikçe
cayır cayır yanıyor, ciğerleri kanıyor… oradan hür
dünyaya kaçıp çıkan Uygurlar az değil. Onlar faaliyet
gösteriyorlar, teşkilleniyorlar, bu çok güzel olay…
Onlar
Doğu Türkistan’daki halkın arzu isteğini doğru
aksettirip verebilse daha da güzel olurdu.
Maalesef bazı teşkilat yedekçileri, yani liderler:
“Bağımsızlık istersek bize para vermiyor. Demokrasi,
aptonomiye dersek para veriyor…” diyor.
“Geçme
namert köprüsünden, su seni aktursa da!.. 1960 senesi
Aptonomiyeyi zaten Çin vermiştir. Senin zahmet edip
tekrar istemene ne gerek var?
Dünyada %99 ülkenin bağımsızlık sorunu yoktur, onlar
demokrasisini geliştirme yolunda ilerliyorlar.
Bizim
sorunumuz ise, önce bağımsızlık meselesi. Bütün hukuk
Çin zalimlerinin elindeyken, sen nasıl demokrasini
geliştirebilirsin.
Tianmin’de demokrasi isteyen Çinli öğrencilerini tank
ile ezerek kıyma yapan Çin, hangi demokrasiyi verebilir?
Doğu
Türkistan’da Çin zalimlerinden kurtulmak istemeyen,
bağımsızlık istemeyen bir Uygur yoktur (aklını
kaybedenler hariç).
Bazı
liderler Dünyayı dolaşarak “Bağımsızlık imkânsız…
Demokrasiye, aptanomiye istiyoruz…” diye konuşmaya
başlamış.
Doğu
Türkistan’ın bağımsızlığı için milyonlarca şehit verdik.
“Ya istiklal ya ölüm” diye yola çıktık.
Çin
zalimleri Uygur halkını nefret silahı ile silahlandırdı.
Yeter
ki biz halkımız ile bir niyette olalım, onların arzu ve
isteğini yani bağımsızlık isteğini hür dünyaya doğru
aksettirelim.
70
sene kendini beğenmiş Rusya dağıldı.
Dünyanın adil insanları Çin zalimlerinin, iğrenç zulmüne
daha fazla seyirci kalamaz.
Amerika’da Obama çıktı. Bush zamanında zedelenen Dünya
adaletini iyileştirmeye çalışıyor.
Çin’in
sahtekârlığı aşikar oldu, olacak… her yönden.
Sizin
“bağımsızlık istemiyoruz, Aptonomiye istiyoruz,
demokrasi istiyoruz” sözünüz 30 milyon Uygur halkının
arzu iradesini temsil etmiyor.
Çünkü
bu sözden “Doğu Türkistan toprakları Çin’indir” manası
çıkar. “Köleliği kabul ettim” manası çıkar.
Doğu
Türkistan halkı bağımsızlığı hak ediyor.
Bir
Vietnam gazisi diyor ki: “Canlılarımızdan, göz, el,
ayaklarımızdan ayrıldık ama bağımsızlığımızdan
ayrılmadık hepimiz bir niyet, bir vücut olup savaştık…”
Makalemi, Mehmet Akif Ersoy’un şiirinden özetle
sonlandıracağım.
“BAYRAĞI BAYRAK YAPAN ÜZERİNDEKİ KANDIR.
UĞRUNA ÖLECEK VARSA, O TOPRAĞIN ADI VATANDIR” (M. Âkif
Ersoy)
12.06.2009
Zeynure İsa
Adres:
Çelebidere Yokuşu Sok.
Selçuk Apt. No: 6 Yeniköy - İstanbul
Tel (Ev) : (0090 212) 223 65 82
Gsm : 0090 536 579 45 85
|