Doğu Türkistan...; Türk-İslam Aleminin kanayan yarası... 21.nci yüzyılda bütün insanlığın görmezlikten, duymazlıktan geldiği; Kızıl Çin Emperyalizminin baskısı altında
inleyen Türk-İslam ülkesi...Üzerinde; Hun, Göktürk, Uygur, Karahanlı Devletleri, Saidiye gibi bir çok hanlıkların kurulduğu, Türk-İslam Kültürünün ölmez şahsiyetlerinin yetiştiği bahtsız ülke... Ana
Yurt; Doğu Türkistan...
Güzel Ülkemizin bahtsız tarihi 1759'daki Çin Mançu istilası ile başlar, günümüze kadar devam eder. Bu zaman dilimi içinde acımasızca uygulanan baskı ve sömürü politikasına,
asimilasyona karşı bütünleşen halkımız , zaman zaman ayaklanmış, kısa süreli de olsa bağımsızlık ve hürriyetlerine kavuşarak Milli Devletler kurmuşlardır. 1759'dan günümüze kadar 200 'ü aşkın silahlı
ayaklanmanın olduğu süre içinde kurulan milli devletlerden biri; 1863'de Yakup Han'ın Kaşgar'da kurduğu 'DOĞU TÜRKİSTAN' devletidir. 1876'da Doğu Türkistan'ı yeniden işgal eden Çin Mançu imparatorluğu,
ülkemizi Çinlileştirme Politikasına hız vermiş, 1884'de 'DOĞU TÜRKİSTAN' ismini; 'ilhak edilmiş toprak' anlamına gelen 'Sinkiang (Şincaing) -ingilizce: Xinjiang-' olarak değiştirmiştir.
Baskı, Zulüm
ve Çinlileştirme hareketleri sürerken, Kaşgar'da 'Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanan 1932-1937 genel ayaklanmaları ve Gulca'da 'Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin kurulması ile
neticelen 1944-1946 ayaklanmaları, büyük milli hareketlerimizdendir.
1949'da Kızıl (Komünist) Çin Ordularının Doğu Türkistan'a girmesiyle yeni bir terör, baskı ve zulüm rejimi başlamıştır. Dini inanç ve
Milli kimliği yok etmeyi hedef alan bu politika acımasızca uygulanmaya konulmuştur. Kukla genel Vali Burhan Şehidi, 1952 yılında 120 000 aydın kişinin idam edildiğini açıklamıştır.
Mao'nun ölümünden sonra
uygulanan 'açık yumuşak' politikası, bir ölçüde dini ve milli hoşgörü içinde yaşama imkanı vermiş ise de, bu dönem kısa sürmüş; düşman, gerçek çehresini göstererek, yeniden dini faaliyetler yasaklanmış,
sosyal, kültürel hareketler kısıtlanmıştır.
Bugünkü İnsan Hakları ve Evrensel Hukuk Çağında Doğu Türkistan Halkı, insanlık şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayan ağır esaret ve müstemleke ile
yönetilmekte, insanlarımız ağır işkence ve zulümlerle karşı Bütün Dünya Devletleri'nden yardım beklemektedirler.
Doğu Türkistan'daki halkımız; içinde bulunduğu bu ağır şartlarda bile, milli ve dini
benliklerini korumak için, varolma mücadelesi vermektedirler.
Öncelikle hürriyet ve bağımsızlıklarını kazanmış tüm Türk, İslam ülkeleri, ve hatta bütün insanlık, Doğu Türkistan'da yaşanan bu insanlık
dramına karşı birleşmek zorundadır.
Bugün Doğu Türkistan'daki baskı ve insanlık dışı uygulamaların önü alınmazsa, yarın bir başka ülkenin 'Doğu Türkistan'ın durumuna düşmeyeceğini kim temin edebilir? Doğu
Türkistan'ın içine düştüğü bu durumdan ibret almayan milletler, yarın aynı durumla karşılaştıklarında kimden yardım isteyecekler? Herşeyden evvel, milli ve dini kimliklerimiz bir tarafa, 'İNSAN'
olduğumuzu hatırlamamız gerekir.
Hangi Millet'ten, hangi Din'den olursa olsun bütün insanlığa, tüm yetkililere, bütün ülkelere sesleniyor, Doğu Türkistan'ımıza yardım elini uzatmalarını rica ediyoruz.
Saygılarımızla,