2010
yaklaştıkça

İçimdeki huzursuzluk, kötü senaryolar arttıkça artıyor.
“Süt içip ağzın yandığı için yoğurdu üfleyip püfleyip
yiyorsun”; derseniz deyin.
1949’da
benim Doğu Türkistanım muntazam milli ordusu vardı. Ay
yıldızlı mavi bayrağımız devlet girbimiz, devlet
marşımız…. damgamız, sınırımız, dahımız… her şeyimiz
vardı.
Stalin ile
Mao gizli anlaşma yapmışlar. Bizi kandırdılar. “Çin
işçileri, bozkırlarda, tarım işlerine 3 senelik yardım
edecekler… Komünistlik yardım… hemkarlık…” Zengin malı
fakire verildi, halk bayram ediyor, komünizm iyiymiş
diye. Ağlanacak halimize gülmüşüz. Komünizm
propagandasında sarhoş olmuşuz, işin başında! Gerçekleri
anladığımızda iş işten geçmiş.
Seypek
(Kokla başlayan (reis) Seypıdın Ezizi) attı imza,
lacivert elbise giyerek her birisi birden kazma kürek
götürüp gelen Çin askerleri yapıştı toprağımıza. Geliş o
geliş! 60 sene oldu mikrop gibi çoğaldı.
Resmi
hükümet planında 200 milyon Çinli yerleşik toprağımıza…
Bugünlerde Çin’in sinsi soykırımından tarihten
siliniyoruz, insanlık dramı…
Bir yiğit
bir kıza aşık, hem de kara sevda. 40 senedir hiç sönmedi
aşk ateşi, sonra kız dedi ki: “Seni istemiyorum, gözünü
istiyorum…” İş buraya geldi. 2010’da İstanbul Avrupa
kültür başkenti, dünya kültür başkenti olacak.
Şimdiden…
“Bizans’ın felan tarihi eseri depo, falan tarihi eseri
oto yıkama” olmuş, vay vay… Bunlar düzeltilecekler
elbette.
Bin sene
önce “Yeşilköy”ün ismi neydi? İşte o isimi tak!
Konstantinapol şarkılarını söyleme yarışı yapalım…”
Bin sene
öncesindeki taşları bulup yerli yerine oturtalım…
Bizim Türk
kafamız taşları sayana kadar, kum taneciklerini sayıp
bitirmiş olacak Avrupalılar…
Kendi
başkenti için muntazam, mükemmel, su sızmaz kanunlar,
fetvalar çıkartacaklar. Her konuda; mülkiyet, miras,
igidarcılık, gelecek, mükâfat, ceza…
Dünyadaki 7
milyar insan bu kendi başkentinden, normal insani
hak-hukukların olarak yararlanacaklar (hepsi de
gelebilir)
Kendi
Avrupa’ya giremeyip, İstanbul’u Avrupa başkenti olarak
veren Türkiye’yi, Avrupalı benimseyecek mi?
Mesela
gümrük polisine… “Ben kendi başkentime gidiyorum sana
ne!” demezler mi? İstanbul’u kabul edip, Türkiye’yi
kabul etmeyenler Türk polisinin gümrük kapılarını
tanıyacak mı?
Diyelim ki
onu demedi (tanıdı). Selam saygı, kanun kural nezakette
kusursuz geldi. Ya da öyle yapmış gibi oldu…
Bin sene
önceki Bizans’ın her tarihi eserine (ki tarihi eser
olmayan hiçbir şey yok) para yatırıp restini attı…
işlerini tıkır tıkır yerine koydu, yürüttü… Sonra:
“Sadece bir seneliğine gelmiştim, senem doldu,
Allahaısmarladık…” deyip el sallayıp gidecek mi?
Ya da: “Git
kardeşim! Oturma iznin doldu” diyen Türk polisinin sözü
geçecek mi?
Avrupa’nın
hem de dünyanın aktif oyuncusu Sarkozi’nin arsasında Çin
var. Bunların Türkiye’yi, Doğu Türkistan durumuna
düşürmek için gizli plan-projeler üretmediği ne malum?..
Ülkemize
silah götürüp gelenler dersini çok iyi verdik.
Kahramanlık destanları yazarak dünyayı hayran bıraktık.
Ama ne yazık ki, Çin gibi alttan alan alçak,
hokus-pokus, ıvır-zıvır mal oyunlarını hâlâ ciddiye
alamıyoruz.
Herkes, biz
gibi “Göründüğün gibi olma, olduğun gibi görün”
felsefesi içinde değiller.
Çinliler:
“Bir bıçakla devamlı hamur kesersen yıpranan bıçak olur.
Yumuşak katıyı yerler” diyor ve düşmanını yumuşak
usuller ile yok etme taktiklerini geliştirirler.
İnsanız...
Ne kadar akıllı olsak bile, silâhsız düşmanı, yani peri
kılığına girmiş “Cin”i fark edemiyoruz.
Moğollar
diyor ki: “At kayan (parlak) yerde düşer, insan güzel
şirin sözde…”
“İstanbul
Avrupa kültür başkenti” sözü kulağa çok güzel, çok şirin
duyuluyor…
04.05.2009
Zeynure İsa
Adres:
Çelebidere Yokuşu Sok.
Selçuk Apt. No: 6 Yeniköy - İstanbul
Tel (Ev) : (0090 212) 223 65 82
Gsm : 0090 536 579 45 85
|