Çin’de
çocuklar ilkokula girer girmez, bu dünyadaki en kötü,
lanetlenmiş bir mahlûkat ile tanıştırılıyor. Küçük
kafalara o mahlûk gibi olmamak, onun gittiği
istikametin tersine gitmek, taş pütük gibi kazılıyor.
– Kim
o mahlûk?..
– Yuanşıkey…
– Ne yapmış?..
– Hong Kong’u 100 seneliğine İngiltere’ye satmışlar…
6-7 yaşındaki çocuklar şunu biliyor ki: Kendi
ülkesinin toprağını yabancıya satan lanetleniyor.
Aksi halde kendi ülkesine toprak ve başka
yabancılardan bir şeyler kapıp getirenler… iyi insan…
Birinci Dünya Savaşı ertesinde Avrupa’da, genelev
kadını olan Çinli kadın Hua, Çin’e 11 ülkenin hücum
edeceği haberini öğreniyor. Hemen koşa koşa Çin’e,
bu istihbarat bilgiyi veriyor. Hua o gün bugündür
Çin kadınlarının bayrağıdır, örneğidir. Filmde bunun
rolünü oynamak için Mao’nun karısı başka artistler
ile kapışıyor…
Gelelim toprak satmaya… Sayın Başbakan Tayyip
Erdoğan: “Ben ülkemi satmakla mükellefim” dedi 2006
senesi.
Mesela:
Bir kamyonette satıcı elma satmaya çıkıyor. Elmalar
taze, nadir, lezzetli müşteri de çok… hepsi satılıp
bitebilir.
“Avrupa da Türklere ev satıp vermiyor mu?!” diyor
Başbakan. Bu ara, kendi topraklarını satan
Filistin’den ders çıkarmalıyız demeye gerek var mı?!
Avrupa’ya gelirsek… Türkler ve başka yabancılara ev
satıp veriyor gerçekten. Mesela Almanya, ev satıp
veriyor ama toprak satıp vermiyor...
İngiltere kendi vatandaşlarına bile ev satıp veriyor,
yer (toprak) satıp vermiyor.
Amerika toprak satıp veriyor, ama belli bir miktara
kadar, o kanun ölçüsünden fazla satın alamazsınız.
Gelelim Türkiyemize.. Bizde şirket kurana yer,
toprak satıp vereceğiz.
Yer, toprak satın almayı kafasına koyan birisine, bu
şirket şartını yerine getirmek neden zor olsun ki!
Gerçekten şirket kuran da var, sadece yar satın
almak için uyduruk formalite, hatta sahte şirket
kuran da var.
Yanımda bir kameram, elimde bir mikrofon olsaydı,
sokağa çıkarak vatandaşlarımdan:
“–Ülkenin bütünlüğü, birlik beraberliği,
bağımsızlığı önemli midir?” diye soracaktım. Ne
yazık ki o şans bende yok. Şark hakkında bir fıkra
biliyorum, onu da anlatmayacağım. Bilenler
bilmeyenlere anlatsın.
Sayın Başbakan:
“–Ya
sev, ya terk et!” dedi, ertesi gün Ahmet Türk:
“–Kimin yerinden kimi kovuyorsun? dedi, ertesi gün
Sayın Başbakan Kürtçe TV’yi, Kürtçe tebrik ederek
konuştu. Hemen Osman Baydemir: “Kürtçe dilimize
alıştı, şimdi bu coğrafyada Kürdistan dememize de
alışacaklar…” diye konuştu.
Bazı dış güçlerin Türkiye’yi paramparça gösteren
haritasını duyuyoruz. Sayın Başbakan, medya ile
muhalefete hışımla yüklenmek yerine, Türkiye’yi
parçalamak isteyen ve o haritayı çizenlere tepkisini
gösterseydi…
27.02.2009
Zeynure İsa
Adres:
Çelebidere Yokuşu Sok.
Selçuk Apt. No: 6 Yeniköy - İstanbul
Tel (Ev) : (0090 212) 223 65 82
Gsm : 0090 536 579 45 85