|
4
Ağustos Semen Yolu Kahramanları hakkında Yeni Haber

Abdureşit
Kerimi Haber Veriyor
06.10.2008 günü İsminin açıklanmasını istemeyen bir
vatansever Uygur dostumuz bana mektup yazarak şunları
bildirdi.
O, mektubunda şunları yazmış:
- Birkaç gün önce “Özgür Asya radyo İstasyonu” verdiği
bir haberinde “4 Ağustos Semen Yolu Olayında Amerikalı
turistlerin olay yerinde çektikleri fotoğraflarda hayret
edilecek şeyler gördük. Her nasılsa silahlı polis
birlikleri ile polisler birbirlerini uzun saplı
bıçaklarla bıçaklıyorlardı….” Deniliyordu.

Bu aslında
Amerikalı turisterin söyledikleri gibi polislerle
polisler arasındaki silahlı bir çatışma değil, bizim
milli kahramanlarımız olan Kurbancan Heyt ile
Abdurahmancan Azat’ın Baturluk faaliyetleridir. Bu
harekete başlamadan önce onlar oldukça sağlam bir
hazırlık yapmışladır. Onlar Çin Garnizonu askerlerinin
askeri üniformalarını giyerek tam silahlanarak hareket
başlatmışlardır.
Onlar önceden bir damperli kamyonu cumartesi akşamından
hazırlayarak silahlı polis birliklerinin konuşlandığı
yerin yakınlarına gizlemişlerdir. Ertesi günü
sabah(Pazar günü) Sabah namazından önce Abdurahmancan
Azat Çin askerlerinin talim yapmaya çıkacakları saate
denk getirerek kamyonu çalıştırıp beklemektedir. Polis
üniforması giyen Kurbancan Heyit ise, silahlı polis
birliğinin kapısının ön tarafında bekliyor. Silahlı
polis birliğinin kapıdan çıkıp askeri eğitim için
“Şathoram” Oteli yönüne dğru yürüdüğünde Kurbancan Heyit
cep telefonu ile Abdurahmancan’a telefon ederek Kamyonu
hareket ettirme zamanının gelmiş olduğunu bilidrmiştir.
Telefon konuşmasından sonra Abdurahmancan Azat kamyonu
otel içinde sabah eğitimitmi yapmak gitmekte olan
silahlı polis birliğinin üzerine süratle sürmüş ve
aracın tekerlekleri arasına bir veya birkaç Çinli
polisin sıkışmış olması sebebiyle araç daha fazla
gidememiş, Abdurahmancan’ın daha fazla gaza
yüklenmesiyle de araç yönünü değiştirerek elektrik
direğine çarparak stop ediyor.
Abdurahman Azat araçtan inerek icra edilmekte olan plan
gereğince ağabeyi Kurbacan Heyit ile birlikte önüne
çıkan Çin polislerini bıçaklamaya başlıyor. Olaydan
haberdar olan arka taraftaki bir kaç Çin askeri koşarak
gelip Kurbancan ile boğuşmaya başlıyor. O sırada
Kurbancan Heyit’in üzerinde bulunan el yapımı bomba
infilak ediyor ve bu patlama ile birkaç Çinli asker
ölüyor. Şans eseri bu patlamada Kurbancan yaralı halde
sağ kalarak düşmanların eline geçiyor….
Kurbancan Heyit ile Abdurahmancan kardeş çocuklarıydılar.
Yani Kurbancan’ın annesi İbadethan devle hastanesinden
emekliye ayrılan bir bayandır. İbadethan’ın kardeşi Azat
Kaşgar vilayetine bağlı şamalbağ birinci bölgedeki
yerinden ayrılmış olan bir çiftçidir.(Abdurahmancan’ın
babası)
Kurbancan Heyit 33 yaşında bir Uygur olup, Kaşgar
şehrine bağlı Şamalbağ köyünün 5.dadüy, 3.
Şiyavdüy’dendir. Kaşgar halkı buraya
toğraklıkmazağocam(çalılıkmezar hoca)demektedirler.
Üniversite mezunu ilim sahibi bir Uygur. O iş bulamamış,
işe alınmamış, yitilp-kakılan, dışlanan aydın bir Uygur.
Abdurahmancan da, bilgili ve tahsilli bir aydın olup 28
yaşında bir Uygurdur. Kaşgar vilayetine bağlı Şamalbağ
köyünün birinci bölgesindendir. Aynı zamanda olayın
meydana geldiği “Şathoram” Oteli (Kaşgar vilayeti
çapında ün yapmış ve Kaşgarlıların tiksindikleri bir
fahişehane) Abdurahmancan Azat’ın mahallesindedir…..
Olayın Meydana Gelmesinden Sonra Olup Bitenler
4 Ağustos olayı meydana geldikten sonra Çin hâkimiyeti
daireleri çok korkmuşlardır. Onların duydukları bu
korkuyu tarif edebilmek ise oldukça zordur. Kısacası
Çinli ahali arasında büyük korku ve vehim meydana gelmiş
olup kaçış hazırlıklarına geçilmiştir.
Çin’in merkezindeki Hu Jin Tao’dan başlayıp Doğu
Türkistan’daki Wang Le Guan’a kadar büyük br sarsıntıya
uğramış olup, bir süre şuurunu kaybetmiş… Kâbus görmeye
başlamış, ümitlerini yitirmişlerdir….
Bu sebeple olayın meydana geldiği günden beri büyük
çaplı tutuklama başlatılmış ve suçsuz yere 40’tan fazla
kişi tutuklanmıştır. Hatta Kurbancan ile
Abdurahmancan’ın telefon kayıtlarında numaraları
bulunlar da tutuklanmışlardır. Dahası Çin’in malum bir
Otelinde çalışan 3 Uygur’da tutuklanmıştır...
Kurbancan Heyit ile Abdurahmancan Azat’ın evlerinde
arama yapılarak (Bomba imal ettikleri iddiası ile) bir
suç unsuru bulamadıklarından sonra greyderle evlerini
yerle bir etmişler, evlerin kapı ve pencereleri de orada
başkalarına verilmiştir.
Yargılama Sırasındaki Soru ve Cevaplar.
Son zamanlarda Kaşgar vilayetinin yargı mahkemeleri
Kurbancan Heyit ile Abdurahmancan Azat’ı gizli olarak
yargılayıp ceza verecekmiş. Onlara oldukça karmakarışık
ve asılsız sorular sormuşlar.
Onların dış ülkelerdeki “terörst örgütler”le
ilişkilerinin olduğunu kabul ettirmeye çalışmışlarsa da
onlar teftiş ve yargı mahkemlerinin bu türlü suallerini
kesinlikle reddetmişlerdir.
Onlar, ifadelerinde oldukça temkinli, acele etmeden, tam
bir teleffuzla, tereddütsüz ve korkusuzca, tabii bir
üslupla yargıca ve başka kişilere, tanıdık ya da
tanımadık bütün Uygur kardeşlerine, bir tür mertlikle
hitapnamesini bildirir gibi, söyleyemediği birçok
sözlerinin olduğunu ama onların ifade özgürlüklerinin
bulunmadığını, yargıdaki Uygur kardeşlerine selam ve
tebessümle ifade etmişlerdir.
“Kulağı delik” arkadaşkarının ifadelerine göre: Onları
ço büyük bir şüphe ile Kaşgar hapishanesinden
Ürümçi’deki “Nensen Hapishanesi” ne nakletmişler. Onlar
başından sonuna kadar “ Bizim dış ükelerdeki hiçbir
teşkilat ya da şahıslarla alakamız yok! Hem yurt içinde
de hiçbir teşkilat ya da şahıslarla ilişkimiz yok! Biz
kendi aramızda teşkilatlanarak sözbirliği yapıp istişare
ederek, çok düşünerek bu işi gerçekleştirdik…. Elinizden
geleni yapın!” demişler….
Öyleyse niçin bu işi yaptın? Dediklerinde o şöyle demiş:
“Ben yüksek okulu bitirerek iş talep ettiğimde bana iş
verilmedi. Hatta bana ‘Uygurlara iş vermiyoruz. Uygurlar
işe alınmazlar’ dediler. Ben çaresizi kalarak aileme yük
olmamak için sebze pazarına giderek sebze ticareti
yaptım. Bana Çinliler çok defalar ağır hakaretler
ettiler. Bir gün bir Çinli kadınla tar tışığımda 6 Çinli
ile beraber gelerek sorgusuz, sualsiz beni yere yatırıp
dövdüler.
Kimse bunu sormadı. 3 ay hatanede yattım. Tedavi için
çok masraf ettim. Tedavi giderlerimi karşılamadığı gibi
üstelik çok hakaretler etti….
Abdurahmancan Azat kendisine sorulan sorulara şöyle
cevap verdi: ”Benim ağabeyimi Çinliler haksız yere
döverek hapse atıp işkencelerle öldürdükten sonra bize
cesedini teslim ettiler….
Ben geçimimi temin debilmek için işsizlik sebebiyle
şoförlüğü öğrendikten sonra taksicilik yaptım…. Çok kere
Çinliler arabama binerek paramı vermediler. Hatta
döverek ağır hakaretlerde bulunup gururumu rencide
ettiler….
Benim evim burada(Olayın meydana geldiği yeri demek
istiyor) Ben aracımı kapımın önüne park etsem de aracımı
koymaya yer vermedi. Evimin önü fahişehane haline geldi….
Ben tahammül edemedim…. Böyle yaşamanın ne gereği var!....”
demiş.
Saygıdeğer Okuyucu Kardeşlerim. Bana Olayı Beyan Eden
Dostumuz Bunları Özetleyerek Şöyle Yamış!
“Beyaz Tütün”(Uyuşturucu) tabir edilen mereti Çinliler
kendileri satıyorlar. Polislerle onlar ortak
çalışıyorlar. Bu facia yüzünden binlerce gencimiz
hayatını kaybediyor….. AIDS hastalığını da onlar
yayıyorlar. Bu illet yüzünden de binlerce gencimiz
ölüyor….
Vatan ve millet için dürüstçe söz söyleyecek
insanlarımızı Çinliler “Terörist, milli bölücü unsur,
dini asabiyetçiler” yaftalamasıyla öldürüyorlar….
Çocuklarımızı kreşlerde toplayıp domuz eti yedirerek
dinsizleştiriliyor. Hatta bizleri bile tanımaları
engellenerek Çinlileştiriliyorlar…
Ortaokulu bitirip liseye başlama öncesindeki 15 yaş
civarı çocuklarımızı Lise “Çince kursu” söylemi ile
Çin’in içeri bölgelerine götürüp domuz eti yedirerek
Çinlileştirip dinsizleştiriliyorlar.
Kızlarımızı “her evden bir iki kız olmak üzere
kesinlikle Çin şehirlerine giderek çalışıp para kazanıp
gelmeleri gerek” diyerek zorluyorlar…. Ahlaksızlık
yuvalarına satılıyorlar…. Yetkili ve rütelilerin (Dadüyjang
shiyaw düyjang, Shiangjang, Shienjanglar) hepsi her
türlü ahlaksızlıkların başrollerindeler….
Uygurlar insan sayılmayıp horlanıyor, aşağılanıyor… İşe
alınmıyor…. Yaşama hakkı verilmiyor. Gençlerimiz ….
Semen Yolu olayını meydana getirmeyip ne yapacaklardı!”
diyerek cevap verdi
Bu izahat- haberdeki beyaneyanlar Doğu Türkistan’dan
isminin açıklanmasını istemeyen bir Uygur dostumuzun
beyanları olup, yararlanmaya değer diyerek açıklıyorum.
Uygur
Türkçesinden Türkiye Türkçesine Uyarlayan:
Mehmet
Emin BATUR
|
|