|
Stalin Doğu Türkistan’ı cehenneme çevirmiş olan baş
aktördür.
Şarki Türkistan’da (Uyguristan’da) Stalin’den
nefret etmeyen birer tane yaprak birer tane bitki bile
yoktur.
1949 Doğu Türkistan milli ordusu zafer kazanmıştı.
Ayyıldızlı bayrağını dalgalatarak, askerlerini çiçek
yağmuruna tutmuş olan sevinç-heyecan içindeki halk
bayram ediyordu.
Stalin’in asabilik krizi tuttu. Uygurların hür,
bağımsız Devlet kurmuş olduğunu gören, Stalin; “benim el
altımdaki Kazak, Özbek, Azeri, Türkmen, Kırgız, Tatar….
bağımsızlık isteyip başımın etini yerlerse ne yaptım?”
diye kendini koyacak yer bulamadı…
Doğu Türkistan’ı Sovyetler’e katsam, Uygur beyin
(kafa) Kazak, Özbek hepsi bir bütün gövde olup beni
tahtımdan ederlerse… çok zengin toprak Doğu Türkistan…
Ne yapmak lazım? Uzun paltosunu ayaklarına dolandırıp
şuursuzca her tarafa hızlı hızlı yürümeye başladı
Stalin. Kan beynine vuruyordu. Sağa sola saldırdı.
Ayağına geleni tekmeleyip, eline çıkanı yüksek götürüp
kırmaya başladı.
Ne yaparsa yapsın eninde sonunda bir karar verdi:
“Bu kadar zengin toprağı Çin’e verirsem. Çin sevincinden
benim bir dediğimi iki etmez. Böylelikle Çin, Rusya,
Avrupa bir bütün sosyal bloğun kontrolünü tek elimde
tutabilirim.
Mao, Stalin’e göre sinsi, hilekâr, kurnaz tilkiydi. O
hemen Stalin’e dokuz tazim ederek, övgüler, vaatler
yağdırdı. Ama ağzında şeker vardı, dilinde zehir…
Gönlünde “Senin bu kadar aptal olduğunu tahmin
etmemiştim. Ocağıma düştün! Yavaş yavaş Çin usulü gününü
göstereceğim. Ama köprüden geçene kadar ayıya dayı
diyeceğim…hi hi hi….”
Stalin’in güven dağlarını kar bastı. Mao’dan
yemiş iç darbeyi kaldıramayan Stalin öldü.
Doğu Türkistan’a gelince… Stalin ile Mao’nun
anlaşmasından halkın ruhu bile duymadı. Komünizm yalan
yavşak şirin propagandası ile halk uyutulmaya çalışıldı.
Doğu Türkistan Milli ordusu ile savaşan Çin ordusu,
silahlı çiftçi olarak yerleşti. Milli ordu kan
çıkarmadan yok edildi hem de müthiş Çin işkenceleriyle...
Doğu Türkistan zenginliği Pekin’e (Çin’e), Çin’in
kalabalık insanları Doğu Türkistan’a birbirine ters
akmış iki nehir gibi aktı.
Uygurlar tarihi düşmanı Çinlilere katiyen kız
vermiyordu. 2007 senesinden itibaren 300 binden fazla
13-25 yaş arası kızları Çin’e mecburen götürdü. Bunu
yapmadan önce halkı (özellikle çiftçileri) aşırı
fakirleştirdi. Bir senelik kişi başına gelir 45-50 dolar
oldu.
Aksu Bay’da yüzde 80 insan kıtlıktan, açlıktan
öldürüldü. 17 yaşındaki çocuklar emekleyip yürüdü,
açlıktan ölüleri gömecek insan yok. Başka eyaletlerden
ayakları kelepçeli mebuslar ölüleri gömdü.
Doğu Türkistan halkının 1949’dan bu yana yediği
Kowzak (ağaç kabukları) gördüğü Devzah oldu.
“Doğu Türkistan” kelimesini söylemek bile yasak!
Bu kelime yüzünden 25 yaşındaki Saadet, küçük dili
kesildikten sonra, kamyon üstünde bağlanarak sokaklarda
gezdirilip kurşuna dizildi.
Şu anki Çin hükümetinin niyeti anlaşıldı ki, Doğu
Türkistan’da bir tek bile, Doğu Türkistanlı’nın hayatta
kalmasına izin vermeyecek, tam soykırım yapacak.
Doğu Türkistan’a 200 milyon Çinli yerleştiriliyor.
İnsani hak-hukukumuzun hepsi çiğneniyor.
“Tek çocuk” diye Çinliler karnındaki kızlarını
öldürerek oğlanlarını büyütmüş. Bunu açık söylemiyor.
Uygur kızlarına “iş vereceğiz” diye yalan propaganda…
İşte tam soykırım oluyoruz, tarihi düşmanımız
aşağılık Çinliler tarafından Milli gururumuz insanlık
onurumuz çiğneniyor.
Keşke böylesine yok olmaktan, Hitler’in yaptığı
gibi gaz odasında eritilip sabun olsaydık..
Yüreklerimiz kan ağlıyor. Yaşayan ölü olduk.
Çin, Birleşik Milletler konsey üyesi. Bizim
derdimizi kim anlasın? Kim Çin’e söz geçirebilsin?
“Neden bizi insani hak-hukuku yok zavallı insan yarattın
Allahım? diye ağlıyoruz.
İşte Stalin’den başlanan külfet!
Stalin’in mezarı başına gidersem, çektiklerimizin
binden birisini anlatırsam kaç gece gündüz bitmez.
1949’dan bu yana sadece siyasi düşünce-fikir
yüzünden öldürülenler milyondan fazla.
“Çinliler çıkıp git kendi ülkene!” diye duvara
yazı yazan 13 yaşındaki Uygur kızı ortadan parçalanarak
feci şekilde öldürüldü.
Çinliler başımıza 46 defa atom attı. Zehirlenme
Çernobil’dekinden 10 misli fazla.
Hanımlar, çuvalda gübre taşıtılarak, sabah
yıldızından akşam yıldızına kadar tarlada, aç sefil köle
halinde çalıştırılıyorlar, karınlarını doyuramıyorlar,
yama almaya parası yok. Çay, tuz alamıyor, Irmaktaki su,
mısır ekmeği besinleri oldu.
Çin işkencelerine ne demeli! İdam mahkûmları
masum gençlere ne demeli! (Karaçöldeki ceng. kitap)
Komünizm bitti diyorlar. Emsalimizdeki Kazak,
Kırgız, Özbek kardeşlerimiz bağımsızlığına kavuştu,
sevindik.
Ama komünizmin; yani Siz Stalin-Mao! ikinizin
boynumuza bağladığınız kölelik zinciri hâlâ duruyor!
19/04/2008
Zeynure ÖZTÜRK
Adres:
Çelebidere Yokuşu Sk. Selçuk Apt. No:6
Yeniköy, İstanbul
|
|