M.Ö.220 ~

ana sayfa
Giris
Tarih
Cografya
Din-Dil
Kültür-Sanat
Ekonomi
Insan Haklari
Milli Mücadele
Düsünceler
Baglantilar
Irtibat

E-mail


İnsanı insan yerine koymasını öğrenelim

       Amerikan president’i Kat (sene 1965 olmalı) Çin’e yolcu olurken, Amerikan âlimleri uyarmıştı heyeti: “Sizler, insanı insan yerine koymayıp, ya göklere götürerek insana tapan ya da yerin dibine batırarak aşırı horgören… bir topluluğa gidiyorsunuz….”

      Çinlilerin, başka Dünya insanlarından bir farkı işte burada: Mevki sahibi, imtiyazlı birilerine Çinliler anormal yalan, yavşak “saygı” gösterir, yalakalığı aşırı yaparlar, hatta onları göğe götürerek ilâhlaştırırlar.

      O insanlar mevki-makamlarından alındı mı, önceleri gösterdiği yalakalığın acısını, horgörme, sürünme, aşağılama hareketleri ile çıkarırlar. Çin hükümeti hem bu çeşit davranışlardan yana.

      Mao zamanında bir öğretmen ve öğrenci böyle demek zorundaydı:
- Büyük liderimiz Mao’un önderliğinde, ikiye,
- Büyük liderimiz Mao’un önderliğinde, ikiyi katarsak;
- Büyük liderimiz Mao’un önderliğinde dört oluyor.

      Tek parti, müstebit hükümet, haksızlık, ahlâksızlık, insanlar birbirlerine yalakalık yapıp, birbirlerini horgörmeyi alışkanlık haline getirmişler.

      Kazak halkının bir atasözü var: “Kırıktan başka hastalıkların hepsi bulaşır.”

      Çinlilerin insanları insan yerine koymama hastalığı, biz Uygurlara malum derecede (belirli derecede) bulaşmış durumdadır. Mesela, geçen yaz Uygur aptonun rayonun bir kukla liderinin düğününe Kaşkar’dan üç kişi bir uçak dolusu hediye göndermişler.

      Çin zalimleri, Uygur’un psikolojisini iyice öğrendi, her bir “hareket”te, kendi baltasına sap” aktıplar buluyor. O aktıplar köpek gibi eğitiliyor, kışkırtılıyor. Neticede, Uygur’un eli ile, Uygur’un gözü çıkartılıyor… Uygur’un en iyi insanları bile insan yerine koyulmuyor.
Mesela; Armiye Damolla Nimşehit, yetişkin İslâm uleması Damolla; üstelik eline silah alarak 1944 senesi kurulmuş olan, Doğu Türkistan milli ordusunda subay olarak kanlı savaşa katılıyor. Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için Çin zalimleri ile savaşıyor, vücuduna kurşun kaplanıp “Nimşehit”; yani yarı şehit ünvanını (lâkabını) alıyor. Üstelik şair, yazar, vatan sevgisi dolu birkaç meşhur şiir kitabı vardır. Maalesef, “kültür ihtilali”nde aç köpekler gibi kışkırtılmış “aktıp”lar Nimşehit armiye Dumolla’nın ve 19 yaşındaki oğlunun boynuna ayrı ayrı zincir bağlıyor. Her ikisini de sokaklarda döverek, bağırarak yüzlerce insan süründürüyor, ayrı ayrı sokaklarda süründürülen, baş ve gözleri kanlar içinde olan ata-oğulu, yürekleri daha da ezilsin diye bir araya getirerek eğleniyorlar, gülüyorlar. Sonunda da, o değerli zat ve oğlunu süründüre süründüre öldürerek, pis bir ağıla gömdüler.

      Günahı; vatanını, halkını bağımsızlığına kavuşturmak için, Çin zalimlerine karşı savaşa girmek, halkını terbiye edip şiir yazmak…
Gerçi hepsi Çin zalimlerinin hilesi, sinsice taktiklerinin başarısı… Ama, ormanda, hiçbir ağaç, baltaya sap olmayı kabul etmeseydi, oduncu ormanı kesemezdi!

Bir insana aşırı yalakalık yapıp, onu göğe çıkartarak ilâhlaştırıp, masum insanları kendi siyasi amacı için horgörerek aşağılayıp yerin dibine batırmak, kısacası insanı insan yerinde koymama hastalığı Çinliler ile gitsin!

      Biz Uygurlar, Çinliden bulaşmakta olan bu hastalığı derhal acı ilaçlar ile tedavi ederek iyileştirelim.

      Aslında biz Uygurların bir sürü iyi hasletlerimiz de var. Onların birisi; biz insanların kıyafetine bakarak davranış sergilemiyoruz. Yırtık, pırtık ceketli bir yaşlı insana “siz” diyoruz, “sen” demiyoruz. Düşenin yanında oluyoruz.

      Bizler günahlarımız, sevaplarımız ile insanız. Bir insan kendini devamlı yetiştirirse, mükemmelleştirmeye çabalarsa bile insandır, noksanlardan-yetersizliklerden halı olamaz.

      İyimser olalım. Birbirimizden iyimser yönlerini görmesini, örnek almasını bilelim. Aynı zamanda yanlış yola gitmekte olanlara en doğru iyiliğimiz; hatasını göstererek, doğru yola yürümesi için yardım etmektir. Bunu yaparken kalp kırmayalım. Kalp kırmak marifet değildir!
İnsanı insan yerine koyalım. İnsanlığa hürmet edelim, hak ve hukukuna saygı gösterelim.

      Ama vatanımız yüzüne ayak basan, namusumuzu, insani hak hukukumuzu çiğneyenler, insan kategorisinde yoktur.
Buğday tarlamızı çiğneyen yabani domuza ne yapılması gerekirse, onu yapmamız lazım.

12/04/2008

Zeynure ÖZTÜRK
Adres: Çelebidere Yokuşu Sk. Selçuk Apt. No:6
Yeniköy, İstanbul

 


© ETIC.  Her Hakkı Saklıdır. Son Değişiklik: 17.04.2008 13:30   Hazirlayan: A. Karakash