|
İnsanı
insan yerine koymasını öğrenelim
Amerikan president’i Kat (sene 1965 olmalı) Çin’e yolcu
olurken, Amerikan âlimleri uyarmıştı heyeti: “Sizler,
insanı insan yerine koymayıp, ya göklere götürerek
insana tapan ya da yerin dibine batırarak aşırı horgören…
bir topluluğa gidiyorsunuz….”
Çinlilerin, başka Dünya insanlarından bir farkı
işte burada: Mevki sahibi, imtiyazlı birilerine Çinliler
anormal yalan, yavşak “saygı” gösterir, yalakalığı aşırı
yaparlar, hatta onları göğe götürerek ilâhlaştırırlar.
O insanlar mevki-makamlarından alındı mı,
önceleri gösterdiği yalakalığın acısını, horgörme,
sürünme, aşağılama hareketleri ile çıkarırlar. Çin
hükümeti hem bu çeşit davranışlardan yana.
Mao zamanında bir öğretmen ve öğrenci böyle demek
zorundaydı:
- Büyük liderimiz Mao’un önderliğinde, ikiye,
- Büyük liderimiz Mao’un önderliğinde, ikiyi katarsak;
- Büyük liderimiz Mao’un önderliğinde dört oluyor.
Tek parti, müstebit hükümet, haksızlık, ahlâksızlık,
insanlar birbirlerine yalakalık yapıp, birbirlerini
horgörmeyi alışkanlık haline getirmişler.
Kazak halkının bir atasözü var: “Kırıktan başka
hastalıkların hepsi bulaşır.”
Çinlilerin insanları insan yerine koymama
hastalığı, biz Uygurlara malum derecede (belirli
derecede) bulaşmış durumdadır. Mesela, geçen yaz Uygur
aptonun rayonun bir kukla liderinin düğününe Kaşkar’dan
üç kişi bir uçak dolusu hediye göndermişler.
Çin zalimleri, Uygur’un psikolojisini iyice
öğrendi, her bir “hareket”te, kendi baltasına sap”
aktıplar buluyor. O aktıplar köpek gibi eğitiliyor,
kışkırtılıyor. Neticede, Uygur’un eli ile, Uygur’un gözü
çıkartılıyor… Uygur’un en iyi insanları bile insan
yerine koyulmuyor.
Mesela; Armiye Damolla Nimşehit, yetişkin İslâm uleması
Damolla; üstelik eline silah alarak 1944 senesi kurulmuş
olan, Doğu Türkistan milli ordusunda subay olarak kanlı
savaşa katılıyor. Doğu Türkistan’ın bağımsızlığı için
Çin zalimleri ile savaşıyor, vücuduna kurşun kaplanıp “Nimşehit”;
yani yarı şehit ünvanını (lâkabını) alıyor. Üstelik şair,
yazar, vatan sevgisi dolu birkaç meşhur şiir kitabı
vardır. Maalesef, “kültür ihtilali”nde aç köpekler gibi
kışkırtılmış “aktıp”lar Nimşehit armiye Dumolla’nın ve
19 yaşındaki oğlunun boynuna ayrı ayrı zincir bağlıyor.
Her ikisini de sokaklarda döverek, bağırarak yüzlerce
insan süründürüyor, ayrı ayrı sokaklarda süründürülen,
baş ve gözleri kanlar içinde olan ata-oğulu, yürekleri
daha da ezilsin diye bir araya getirerek eğleniyorlar,
gülüyorlar. Sonunda da, o değerli zat ve oğlunu
süründüre süründüre öldürerek, pis bir ağıla gömdüler.
Günahı; vatanını, halkını bağımsızlığına
kavuşturmak için, Çin zalimlerine karşı savaşa girmek,
halkını terbiye edip şiir yazmak…
Gerçi hepsi Çin zalimlerinin hilesi, sinsice
taktiklerinin başarısı… Ama, ormanda, hiçbir ağaç,
baltaya sap olmayı kabul etmeseydi, oduncu ormanı
kesemezdi!
Bir insana aşırı yalakalık yapıp, onu göğe çıkartarak
ilâhlaştırıp, masum insanları kendi siyasi amacı için
horgörerek aşağılayıp yerin dibine batırmak, kısacası
insanı insan yerinde koymama hastalığı Çinliler ile gitsin!
Biz Uygurlar, Çinliden bulaşmakta olan bu
hastalığı derhal acı ilaçlar ile tedavi ederek
iyileştirelim.
Aslında biz Uygurların bir sürü iyi hasletlerimiz
de var. Onların birisi; biz insanların kıyafetine
bakarak davranış sergilemiyoruz. Yırtık, pırtık ceketli
bir yaşlı insana “siz” diyoruz, “sen” demiyoruz. Düşenin
yanında oluyoruz.
Bizler günahlarımız, sevaplarımız ile insanız.
Bir insan kendini devamlı yetiştirirse,
mükemmelleştirmeye çabalarsa bile insandır,
noksanlardan-yetersizliklerden halı olamaz.
İyimser olalım. Birbirimizden iyimser yönlerini
görmesini, örnek almasını bilelim. Aynı zamanda yanlış
yola gitmekte olanlara en doğru iyiliğimiz; hatasını
göstererek, doğru yola yürümesi için yardım etmektir.
Bunu yaparken kalp kırmayalım. Kalp kırmak marifet
değildir!
İnsanı insan yerine koyalım. İnsanlığa hürmet edelim,
hak ve hukukuna saygı gösterelim.
Ama vatanımız yüzüne ayak basan, namusumuzu,
insani hak hukukumuzu çiğneyenler, insan kategorisinde
yoktur.
Buğday tarlamızı çiğneyen yabani domuza ne yapılması
gerekirse, onu yapmamız lazım.
12/04/2008
Zeynure ÖZTÜRK
Adres: Çelebidere Yokuşu Sk. Selçuk Apt. No:6
Yeniköy, İstanbul
|
|