
2006
yılının Mart ayında Özbekistan’a ailesini ziyaret için
giden Doğu Türkistanlı Kanada vatandaşı Hüseyin Celil
“Kraldan çok Kralcı” davranan Özbekistan hükümeti
tarafından yakalanarak aynı yılın Haziran ayında
Türk-İslâm düşmanı ve işgalci Çin hükümetine teslim
edilmişti.
Bunun
üzerine Kanada hükümeti kendi vatandaşı olan Hüseyin
Celil’i eli kanlı Çin hükümetinin elinden kurtarmak için
çok yönlü diplomatik girişimlerde bulundu. Bu
girişimlerinin sonuç vermemesi üzerine Çin’e karşı
mütekabiliyet esasına dayalı bir çıkış yaparak Tibet’in
Ruhani lideri Dalay Lama’ya Kanada vatandaşlığı hakkı
tanıdı. Bilindiği gibi Dalay Lama tıpkı Doğu Türkistan
gibi Çin işgali altında bulunan Tibet’in, bütün dünyada
ve özellikle de batı ülkelerinde çok tanınan ve hatta
bir dönem kendisine Nobel Barış ödülü bile verilen bir
liderdir.
Çin dış
işleri bakanlığı sözcüsü Li yu Jyançav 19 Nisan günü
yaptığı basın toplantısı sırasında, “Hüseyin Celil’e,
Çin’i Parçalama ve terörist grupları teşkilatlandırma,
terörist teşkilatlara önderlik etme bu teşkilatlar adına
para toplama ve onların faaliyetlerine katılma gibi
suçlardan dolayı müebbet hapis cezası verildi.”
Açıklaması yapmıştır.
Hüseyin
Celil’in eşi Kamile hanım’ın bildirdiğine göre duruşma
Ürümçi Mahkemelerinde yapılmış olup, toplam 15 dakika
sürmüştür. Hüseyin Celil kendisine isnat edilen suçların
hiçbirini kabul etmemesine rağmen Çinli yetkiler
tarafından söz konusu suçlamaların altını imzalamaması
durumunda diri, diri toprağa gömüleceği tehdidinin de
yapıldığı öğrenilmiş bulunmaktadır.
Hüseyin
Celil’in Kanada’ya iadesi konusunda yaklaşık bir yıldır
süren Kanada makamlarının girişimlerinin, dünya insan
hakları örgütlerinin ve dünyadaki Doğu Türkistan
Teşkilatlarının protestolarının hiçbir sonuç vermediği
ortadadır. Çünkü Çin, dünyada nevi şahsına münhasır,
kendisinden başka bir millete hayat hakkı tanımak
istemeyen ve dünya kamuoyunu hiçbir konuda ciddiye
almayan bir yapıya sahiptir.
Kanada’nın
Pekin büyük elçiliğinin Hüseyin Celil ile yapmak
istediği görüşme taleplerinin de Çin tarafından
tehditkâr cevaplarla reddedilmesi Kanada hükümeti ile
Çin arasındaki ilişkilerin oldukça gergin bir hal
almasına sebep oldu. Bu gerginlik Kanada dış işleri
bakanının 29 Mayıs 2007 tarihinde Çine yapacağı resmi
ziyaretle yumuşatılabilir mi bilinmez.
Fakat her
şeye rağmen Kanada hükümetinin Hüseyin Celil meselesinin
küllenmesine ve Çin’in umursamaz tavrının yanına kâr
kalmasına izin vermeyeceği anlaşılıyor.
Doğu
Türkistan gibi, Türk dünyası içerisinde Kazakistan’dan
sonra en büyük toprağa(1.828.418 km.kare) ve Türkiye
Cumhuriyeti devletinden sonra dünyada en büyük nüfusa(40
milyon) sahip bir ülkenin bağımsızlığı için mücadele
etmek adına kurulmuş bulunan dünyadaki Doğu Türkistan
teşkilatlarının, Doğu Türkistan’ın işgalinin üzerinden
geçen yarım asrı geçkin bir süre içerisinde ciddi
anlamda bir siyasi yaptırım gücüne erişememiş olması ne
kadar esef verici bir durum…
İşte bu
yüzdendir ki, dünyadaki Doğu Türkistan Teşkilatları
olarak bir Hüseyin Celil’imizi Çin cellâtlarının elinden
kurtarmaya yetecek bir siyasi irade ve inandırıcılığa da
sahip olamadık.
Eğer
Kanada hükümetinin diplomatik girişimleri ve Hüseyin
Celil meselesini dünya gündemine taşımışlığı olmasaydı
bu gün Çin devleti Hüseyin Celil’e müebbet hapis vermek
yerine onu doğrudan idam etmiş olacaktı.
Dünyada
kendilerini Doğu Türkistan davasının çatı organı olarak
değerlendiren ve “güç bende” diyerek haykıranlar,
himayesi altına girdikleri küresel güçleri de devreye
sokarak Kanada vatandaşı olan Hüseyin Celil’i bir an
evvel Çin zindanlarından kurtarmak için ciddi ve sonuç
almaya odaklı siyasi ve diplomatik girişimler
başlatmalıdırlar. Çünkü Hüseyin Celil Çin zindanlarında
karanlık kaderlerinin tecelli etmesini bekleyen sayısız
Doğu Türkistan evlatlarının bir sembolü haline gelmiş
bulunmaktadır. |