Mehmet Emin Batur
“8
Mart Dünya Kadınlar günü”nü
Birleşmiş Milletler
Örgütü,
16 Aralık
1977
tarihinde kabul etmiş ve her yıl bütün dünyada
kutlanması gereken bir gün olarak ilan etmiştir. Fakat
her nedense yıllar yılıdır bütün dünyada “Kadınlar günü”
kutlanırken farklı maksatlarla meydanlara çıkılmakta,
toplantılar ve tartışma programları tertip edilmektedir.
Diğer dünya devletlerinde
ne şekilde etkinliklerle kutlanıyor tam olarak
bilebilmek mümkün değil. Fakat gözlemlediğimiz kadarı
ile Türkiye’de bu konuyu maksada uygun olarak gündeme
getirmek isteyenlerin sayısı oldukça az.
“8 Mart Dünya Kadınlar
Günü”nü Türkiye’deki bazı art niyetli güruhlar kötü
maksatlı olarak amacının dışında kullanmaktadırlar.
Kimileri daha günler öncesinden başlarına bağladıkları
allı yeşilli çaputlarla yollara dökülerek kendilerince
Türkiye Cumhuriyeti devletini tehdit etmek için gövde
gösterileri yapmakta, kimileri de olmayan bir “Erkek
Tahakkümü”nden söz ederek ekranlarda arzı-endam
etmektedirler.
Kimileri de “8 Mart”ı
“Feminizm” adı verilen ucube deyimin tünelinde karşı
cinsi düşman ilan etme ve onlardan intikam alma
duygularını tatmin etme günleri olarak kullanmaktadırlar.
Şunu açıklıkla ifade
etmeliyim ki; Dünyada komünizmle idare edilmeyen ve
işgal altında olmayan ülkelerin dışındaki devletlerde
ezilen kadınların varlığından söz etmek çok gerçekçi
olmayacaktır.
Dünya kadınları, kadın
olmanın zorluklarını, kadın haklarının nasıl çiğnenmekte
olduğunu, kadınların yaratılıştan itibaren kendisine
bahşedilen temel hakların işgalciler tarafından zorla
nasıl ellerinden alınmakta olduğunu Doğu Türkistanlı
kadınlardan öğrenmeli ve ondan sonra kendi haklarının
çiğnenmekte olduğundan söz etmeliler.
Bence, dünya kadınları
bugün Doğu Türkistan’daki kadınların uğramakta oldukları
haksızlıkları, onların gördükleri işkenceleri, anne olma
haklarının her hangi bir rahatsızlık sebebiyle hastaneye
gitmiş olmaları durumunda gizlice kısırlaştırıcı
müdahalelerde bulunularak Çinli kan içiciler tarafından
nasıl ellerinden alınmakta olduğunu öğrendiklerinde
“Dünya Kadınlar Günü”nde nelerin gündeme getirilmesi
gerektiğine karar vereceklerdir.
Doğu Türkistanlı
kadınların, erkeklerin bile zor dayanabileceği beden
gücü gerektiren yol, köprü, kanal ve maden işlerinde bir
tas mısır çorbası ve bir parça mısır ekmeği karşılığında
günde 18 saat boyunca nasıl çalıştırıldıklarını,
kadınların sadece kadın değil insan yerine bile
konulmamakta olduklarını bilmeyen kadınlar kadın
haklarından söz etmemeliler.
Müslüman Türk toplumunda
ailenin reisi olarak görülen eşlerine nasıl
başkaldırmakta olduğunu düzenlenen konken partilerinde
övünçle anlatan bir eli yağda bir eli balda sözde
kadınların kadın haklarından söz etmeye hakları yoktur.
Yalınayak Çinli sözde
doktorlar tarafından Doğu Türkistan’ın köy, kasaba ve
mezralarında kota dışı hamile oldukları anlaşılan Doğu
Türkistanlı kadınların kaç aylık hamile olduklarına
bakılmaksızın karavanlar içerisinde nasıl kürtaja tabi
tutulduklarını ve bebekleri öldürülürken kendilerinin de
nasıl ölüme terk edildiklerini bilmeyen dünya
kadınlarının kadın haklarından söz etmeye hakları olamaz.
“8 Mart Dünya Kadınlar
Günü”nde Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkelerinde
kadın hakları ile ilgili çeşitli toplantılar tertip eden
uluslar arası sivil toplum örgütleri ve 8 Mart gününü
ilan eden BM teşkilatının ilgili birimleri “Havanda su
dövmek” yerine ciddi komisyonlar oluşturarak Doğu
Türkistan’daki kadınların durumlarının yerinde
incelenmesini sağlamaya çalışmalılar.
Bu güne kadar işgalci
Çinliler tarafından insan yerine bile konulmayan, her
türlü hakları çiğnenmekte olan Doğu Türkistanlı
kadınların içinde bulundukları durumu görmezlikten
duymazlıktan gelen dünya kadın örgütleri hiç olmazsa bu
anlamlı günde bari kendi egolarını tatmin etmeyi bırakıp
Doğu Türkistanlı kadınları bir kez olsun hatırlasınlar.
Resim Hurgökbayraktan
|