M.Ö.220 ~

ana sayfa
Giris
Tarih
Cografya
Din-Dil
Kültür-Sanat
Ekonomi
Insan Haklari
Milli Mücadele
Düsünceler
Baglantilar
Irtibat

E-mail

DOGU TÜRKISTAN

DOĞU TÜRKİSTAN HABER MERKEZİ

 

Mübarek Berat Kandili…

 

BBu gece kurtuluş gecesiymiş, öyle buyuruyorlar Efendiler Efendisi (sas). Rabb’imiz bu günün akşamı dünya semasına tecelli eder ve “Yok mu tevbe istiğfar eden onu affedeyim? Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim? Yok mu hastalığına çare isteyen ona şifa vereyim? Yok mu şunu isteyen yok mu?..” buyurarak sabaha kadar kendisinden istenilmesini arzu edermiş. Böyle buyuruyor Rahmet Peygamberi (sas).

Dünyanın dört bir yanında Müslümanların coşkuyla karşıladıkları bir gece. Çünkü bu gece de Allah u Teala dualarımızı geri çevirmez ve geçmiş günahlarımızı affeder. Binlerce milyonlarca Müslüman camii lere koşarlar, sohbetlere giderler.Heryerde bütün mübarek gecelerde olduğu gibi bu mübarek geceyi de Allah u Tealaya ibadet etmek ve günahlarından affolunmak için değerlendirirler. Ne mutlu onlara.Ne mutlu Allah için bu geceyi değerlendirip Affolunanlara, günahlarından kurtulanlara.Ne mutlu bu geceyi sabahın ışığı vurup gecenin siyahını alana kadar ibadetle değerlendirenlere. İşte onlar en mutlulardan olurlar.

Peki ya bu geceyi başkaları istemediği için, başkalarının baskıları yüzünden değerlendiremeyenleri hiç düşündünüz mü? İbadetini yatağının altında sessizce yapan, camileri vurulmuş, mescidleri yıkılmış, yakılmış kardeşlerinizi hiç düşündünüz mü? Sizden bu zulümden kurtulmak için bi yardım eli bekleyen kardeşlerinizi hiç düşündünüz mü? Sizden dua isteyen, sizden yardım bekleyen bu mazlumları hiç düşündünüz mü? O gece ettiğiniz şahsi dualarınızın kabul olacağı coşkusuyla nasıl seviniyorsunuz kimbilir. Peki ya dua etmeye fırsat bile bulamayan, zindanlarda hücrelerde 24 saat işkence gören, aşağılanan kardeşlerinizi hiç düşündünüz mü? Ey İslam ümmetinin aziz evlatları aranızda Allah a verdiği sözde duracak kimseler yok mu? İçinizde azmış ve sınırları aşmış bu kafirlere dur diyecek yok mu? Yahutta SAMİMİYETLE VE ALÇAK GÖNÜLLÜKLE ellerini Rabbine kaldırdığı zaman duası kabul olacak kimseler yok mu? Bizi dualarınızdada mı unuttunuz? Nerede gece yarılarında ısrarlı dualarınız? Şimdi dualarınızda bizi unutacaksınız da ne zaman hatırlayacaksınız? Allah Rasulu şehid edilen yetmiş arkadası için dualar etmişti. Bugün binlerce Müslüman kardeşiniz öldürülürken sizin dualarınız yardımlarınız nerede, siz nerdesiniz? Müslümanların başlarına bir felaket geldiğinde Allah a yalvarınız…Ona kardeşlerinize yardım etmesi için dua ediniz.

İşte size iyi bir fırsat. Bu gecede dua edin. Dua edin kardeşlerinize. Dua edin ki gördükleri zulüm birazcık azalsın. Dua edin ki sanki büyük bir suç işliyormuşçasına Allah a ibadet ettiği için zindanlara atılan kardeşiniz rahata ersin. Ne olur! Dua edin bu gece. Çeçenistanda, Irakta, Filistinde, Keşmir de ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan zulmün sona ermesi için dualarınızı esirgemeyin.

Sizden dua bekleyen o kadar çok kardeşiniz var ki. O kadar çok toprak varki sizden dua bekleyen. O kadar çok ki. İşte bu coğrafyalardan birisi. DOĞU TÜRKİSTAN. İşgal edildiği 1949 dan bu yana, halk komunist çin ve yaltakçılarının zulmünden perişan oldu. Dini kitap taşıtmadılar. Camilere sokmadılar. Oruç tutturmadılar. İslamiyeti yok etmek istediler. Toplu kıyımlar gerçekleştirdiler. Mübarek gecelerimizi bile hakkıyla yerine getiremedi kardeşlerimiz. Kardeşlerimiz hep acı çekti. Çoğalan tek şey zulüm ve göz yaşı oldu. İşte size bu zulmün yaşanmış bir örneği ;

Benim adim Aziz Tursuncan. Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'ye oldukça yakın olan Beşbalık'ta ilk okula gidiyorum.

Bugün Ramazanmış. Gece vakti ne olduğunu anlayamadim ama babam gelerek birden beni yatağımdan kaldırdı.
- Ne oldu baba? diye sordum
- Bugün Ramazan'in ilk günü. Müslümanlar oruç tutar. Oruç tutmak için ise sahura kalkarız. Bu sünnettir...

Gece vakti yenilen yemeğin ismi sahurmuş. Babam elimden tuttu ve beni yemek için mutfağa doğru götürdü. Hayret acaba niye ışıkları yakmamışlar? Elimi ışığı yakmak için uzatırken babam beni engelledi
- Yapma yavrum; Hıtaylar (Cinliler) sahura kalktığımızı görürse bizi hapse atarlar.
- Ama onlara ne oluyor baba?
- Onlar kafir oglum. Bizi dinimizden soğutmak için ellerinden geleni yaparlar. Unutma agabeyin, Barin Cihadinda şehid edilmişti. Sana anlatmıştım. Hatırlamıyormusun?

Evet hatirliyordum. Allah'in ismini yuceltmek için agabeyin şehid oldu demişti babam. Uygurlarin bagimsizligi icin.

Saat 06.00 olmuş. Annem beni yatagimdan kaldirdi.
- Unutma oglum. Bugün oruçlusun. Akşama kadar hiç bir şey yemeyecek ve içmeyeceksin. Söz mü?
- Söz...

Annem beni okula bırakırken sabahlari Hitay ogretmenlerin bizlere zorunlu olarak yaptirdiklari spor icin herkes siraya girmeye baslamisti bile...

Sabah sporunu tamamladiktan sonra; siniflara gectik. Bu arada saat 07.00 olmustu. Hıtay ogretmenimiz bize anlayamadigimiz bazi sekiller ile Hitayca ogretmeye calisiyor ve Uygurca konustugumuz zaman bizi dovuyor. Hic anlayamiyorum...

Vakit geciyor ve oglen tatili yaklasiyordu. Oglen tatilinden once ki son teneffuste Hitay ogretmen beni yanina cagirdi. Cok guzel bir Uygurca ile;

- Gel bakalim Tin Suan. (Bana verdikleri Hitayca isimdi bu) Seninle biraz konusalim. Annen, baban nasil; diye sordu...

Benimle böyle yakından ilgilenmesi çok hoşuma gitmişti. Galiba artik dayak yemeyeceğim diye düşünüyordum.

- Çok iyiler öğretmenim.
- Siz evde neler yapiyorsunuz çok merak ediyorum? Hadi bana dün akşamdan beri neler yaptığınızı vaktinizi nasıl geçirdiğinizi anlat bakalım...

Öğretmenimin benimle ilgilenmesini kıskanan arkadaşlarım olduğunu bilerek keyifle cevap verdim;
- Akşam babam geldi. Onunla oturduk akşam yemeği yedik. Televizyon seyrettik. Sonra da yattim.
- Bu kadarmi?
- Haa, birde gece kalkip yemek yedik. Biz Muslumaniz, oruc tutarmisiz. O yuzdende gece yemek yemeliymisiz. Sonra aksama kadar hic bir sey yememeliymisiz...

Ogretmenim birden ayaga kalkti ve okul mudurunun ve onun yanındaki asker kıyafetli adamin yanina dogru kosmaya basladi. Benimle ilgilenmekten vazgecmisti anlasilan. Beni gostererek birseyler anlatmaya basladi. Benim ne kadar iyi bir ogrenci oldugumu anlatiyordu muhakkak!

Ogle yemeginden onceki son dersimizde bitmisti. Birazdan ogle yemegi vakti gelmisti. Birden aklima annemin soyledikleri geldi. Ona soz vermiştim; yemek yemeyecektim. Demekki o yuzden annem bugun ogle yemegi koymamisti cantama. Zaten Hitay ogretmenler ve ogrenciler haricinde bize yemek vermiyorlar.

Hitay ogretmenim beni yanina cagirdi ve bugun ogle yemeginin bedava oldugunu soyledi. Allah Allah? Normal zamanlarda bir kalem istedigimizde bile bize dayak atan Hitaylar yemek veriyorlardi?
-Tesekkur ederim öğretmenim ama ben yemek yiyemem. Çünkü bugun anneme söz verdim yemek yemeyeceğime dair.

Suratimda patlayan tokatin acisi aksam olmasina ragmen gecmemisti. Hitay ogretmen tokadi attiktan sonra zorla bana yemekte yedirmişti. Anneme söz vermiştim. Ne yapacağım şimdi?

Eve doğru giderken akan gözyaşlarıma hakim olamiyordum. Anlayamiyordum? Müslüman olmakmı yasaktı? Uygur olmakmı? Yoksa anneye söz vermekmi yasaktı?

Birden aklima yan evde oturan arkadaşım Rahimullah geldi. Babasi ona Kur'an ogretirken yakalanmıştı ve babasıyla annesini hapse atmışlar Rahimullahi'da Urumçi'deki bir yetimhaneye vermişlerdi. Annemler konuşurken duymuştum. Rahimullah artik hiç Uygurca konuşmuyormuş. Ben Hitayim diyormuş...

Uzaktan evi goruyorum ancak evin onunde ki askeri arabada neyin nesi acaba? Yaklaştıkça annemi ve babami askerlerin dövdüğünü gördüm. Babam Allah-u Ekber diye bagiriyor. Annem ise gözyaşları içerisinde. Onlarada doğru koşmaya başladım. Birden bir asker tuttu beni. Annem bağırmaya başladı;

-Bırakın oğlumu....

Arkasindaki askerin dipçik darbesi ile bana doğru devrildi annem. Artık hiç sesi çıkmıyordu. Babam ise gözleri ve elleri bağlanmış olmasına rağmen hala Allah-u Ekber diye bagiriyordu.

Beni tutan askerin elinden kurtulmaya calisirken bir Hitay kadinin bana dogru yaklastigini gordum. Beni tutan askere;

- Çocuk bu olmali. Götürün, diye emir verdi...
- Bırakın beni nereye götürüyorsunuz? Babamı annemi istiyorum ben. Nereye götürüyorsunuz beni?
- Artik URUMCI'de yeni bir evin olacak Tin Suan merak etme....

Maalesef bu tür olaylar DOĞU TÜRKİSTAN da normal olaylar olarak karşılanmaya başladı.Zulüm inanılamayacak boyutlara ulaştı.Dualarımıza en çok ihtiyaç duyulan zamandır bu zaman.Mübarek gecelerin peş peşe geldiği,dualarımızın kabul olduğu zamandır bu zaman.Önümüz ramazan ve üç aylardayız.Allah rızası için dualarınızı kardeşlerinizden esirgemeyin.Berat Kandiliniz Mübarek olsun.Rahmetini ve Mağfiretini üzerinizden eksik etmesin.
 


© ETIC.  Her Hakkı Saklıdır. Son Değişiklik: 26.01.2008 12:22   Hazirlayan: A. Karakash