M.Ö.220 ~

ana sayfa
Giris
Tarih
Cografya
Din-Dil
Kültür-Sanat
Ekonomi
Insan Haklari
Milli Mücadele
Düsünceler
Baglantilar
Irtibat

E-mail

DOGU TÜRKISTAN

DOĞU TÜRKİSTAN HABER MERKEZİ

 

TÜRKİYE İÇİN BATININ ALTERNATİFİ BATI TÜRKİSTAN'DIR

 
Türkiye Türkleri Türk dünyası konusunda ne kadar bilgi sahibidir? Türk tarihi ve Türk boyları konusunda neler bilmektedir? Türkiye Türkleri ile diğer Türk toplulukları arasındaki ilişkiler hangi düzeydedir? İçinde bulunduğumuz dönemde, onlarca yıldır “Dış Türkler” olarak adlandırılan diğer Türk toplulukları ile ilişkiler nasıl olmalıdır? Gibi sayısız suallere cevap aramanın zamanımıdır bilemiyoruz. Fakat şurası bir gerçek ki; Türkiye Türklerinden yüksek öğrenim görenlerin dışındakilerin, (Bu sınıfa dahil olanların da bir çoklarının Türk dünyası konusunda pek bir bilgilerinin olmadığını zaman, zaman müşahede etmekteyiz) hele, hele de özel bir ilgisi yok ise Lise mezunu olanların dahi Türk dünyası ve tarihimiz konusunda bilgisinin olmadığını söyleyebiliriz.

Bunlardan niçin bahsediyorum? Çünkü; yıllar yılı Türkiye Türkleri “Dış Türkler” için bir ümit kaynağı, bir kurtuluş reçetesi ve kurtuluşa gidecek yolun tılsımlı bir anahtarı olarak görülmüştür. Dış Türklerin sahip oldukları bu düşünceler ve beklentiler ne yazık ki; 1990’lı yılların başlarından itibaren yerini tam bir hayal kırıklığına bırakmaya başladı. Devasa Sovyetler Birliği kendiliğinden dağılma sürecine girmiş, Sovyetler Birliğinin esareti altındaki Türk boyları da birer, birer bağımsız birer devlet olarak dünya sahnesindeki yerini alıyordu. İşte bu son derece önemli ve hassas bir geçiş döneminde Türkiye’ den beklenen ve umulan girişimlere maalesef erişilememiş ve yalnızlığa bırakılmışlık Batı Türkistan Türklerini tutunacak başka bir dal arayışına sevk etmiştir. Tam bu esnada adeta aç kurt gibi fırsat kollayan bazı batılı devletler, İran, Çin ve Putin Rusya’sı harekete geçerek Batı Türkistan devletlerinin bünyelerine çörekleniverdiler.

Bu durumun Türkiye’deki müsebbipleri kimlerdir sorusunu sormaya gerek yok. Çünkü Türkiye’ de o günden bu güne görev başında olan hükümetlerin hemen hepsi sorumludur. Kimileri Azerbaycan’ı kast ederek mezhep yönü ile değerlendirme gafletine düştü. Kimileri de at gözlüğü ile yalnızca Avrupa ve Amerika’ya yüzünü dönerek bir şartlanmışlık içinde bakir bir bölge ve potansiyel olan Batı Türkistan’ı tamamı ile göz ardı etti… Bu yanlış politikalar (Politikasızlıklar) günümüzde de aynen devam ettirilmektedir. Dolayısıyla da Türkiye Türklerinin, Batı Türkistan ve Türk dünyasının tamamına bakış açısı da giderek zayıflamaktadır. Türk Milletinin büyük bir kesimi de, Çin esareti altındaki Doğu Türkistan’ın, Musul-Kerkük Türklerinin ve Kıbrıs Türklerinin durumlarını yakından takip etmenin ve gelecekte nelerin olabileceği ile ilgili fikir jimnastiği yapmanın da boşa zaman kaybetme anlamına geleceğine inanmaya başlamış bulunuyor.

Bu durum hükümetlerin tamamen AB’ye endeksli yürüttükleri politikalarının bir eseridir. Türkiye yetkililerinin şunun çok iyi bilincinde olmaları gerekir ki; Gelecek yıllarda Türkiye, AB ve ABD’den umduğunu bulamadığında ve sukutu hayale uğradığında Batı Türkistan Türk Cumhuriyetlerinin kapılarını bir kardeş kapısı olarak rahatlıkla çalabilir… Unutulmamalıdır ki; Yüzünü tamamen batıya dönen ve kabul olmayacak bir duaya “amin” diyen Türkiye kendi istikbalinin önüne engeller üretmekle meşguldür.

Mevcut hükümetin, geçmişteki hükümetlerin düştükleri hataya düşmemek ve yine “Hazırlıksız yakalandık” dememek için bir an evvel Türkiye Türklerinin Türk dünyası konusunda bilinçlenmesini sağlamak milli bir görevidir. Bunun yolu da, AB müzakereleri uğruna kendi tarihini inkar etmemekten ve bütün engellemelere rağmen Türk dünyası ile her alanda ciddi bir şekilde bütünleşmeye çalışmaktan geçer…

M. Batur  28.12.2005


© ETIC.  Her Hakkı Saklıdır. Son Değişiklik: 26.01.2008 12:22   Hazirlayan: A. Karakash