M.Ö.220 ~

ana sayfa
Giris
Tarih
Cografya
Din-Dil
Kültür-Sanat
Ekonomi
Insan Haklari
Milli Mücadele
Düsünceler
Baglantilar
Irtibat

E-mail

DOGU TÜRKISTAN

DOĞU TÜRKİSTAN HABER MERKEZİ

 

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI DA EN AZ HAYVAN HAKLARI SAVUNUCULARI KADAR CESUR OLMALIDIRLAR

 
“Yaratılanı severim yaratandan ötürü.” Yunus Emre’nin bu anlamlı sözü gereği yaratılmış olan mahlûkların her türlüsüne bir canlı gözü ile bakılır ve elbetteki onlara da eziyet edenler kınanır, kınanmalıdır.

Fakat, hayvanların uğradığı eziyetler karşısında vaveyla koparanların, kendilerini yerden yere atanların, hayvan leşlerinin başında feryadı figan ederek göz yaşı dökenlerin insanların uğradığı haksızlıklar karşısında sergiledikleri biganelikler insan olan insanı şaşırtacak türden bir davranış değil midir? Türkiye’den başlayarak dünyanın hemen her tarafında zaman, zaman aynı görüntülerle karşılaşmak mümkündür. Kimi dünya ülkelerinde karaya vuran balinaların tekrar açık denizlere dönebilmesi için çok büyük çabalar sarf ediliyor, kimi ülkelerde bazı hayvan türlerinin yok olmaması için çok astronomik maddi kaynaklar ayrılıyor ve özel ekipler oluşturularak çalışmalar yapılıyor. Vs., vs., vs…Bu konu ile ilgili misaller daha da çoğaltılabilir.

Türkiye’de her nedense ekonomik yönden doyuma ulaşmış, yapacak başka bir şeyleri kalmamış ve kişisel egolarını tatmin için arayış içinde olan bazı bayanlarında hayvanları koruma derneklerinin yapılanmasında yer aldıkları bilinmektedir. Söz konusu bayanlar insan merkezli kurulan sivil örgütlerin çalışanlarından daha fazla ön planda olup, hayvanların haklarını, sözde insan haklarını savunmak için kurulmuş olan sivil örgütlerdeki görevlilerden daha fazla bir heyecanla savunmaktadırlar(!)

Çünkü, zaman zaman televizyon ekranlarına yansıyan hayvan hakları savunucularının görüntüleri bazı belediye başkanlarını ve ülke yöneticilerini de sıkıntıya sokabilecek derecede etkili olabilmektedir. Fakat, ülkemizde faaliyet gösteren insan hakları ile ilgili sivil örgütler ise, faaliyetlerini mağdur ve mazlum insanların haklarını savunmaya tahsis etmek yerine başka fraksiyonların faaliyetlerine katkı yapma vazifesi üstlenmiş durumdadırlar. Bu sözde İnsan Hakları Örgütleri ile hayvan haklarının ateşli savunucuları(!), dünyanın dört bir yanında devam etmekte olan insan hakları ihlallerine ne zaman vakit ayıracaklar doğrusu merak konusudur.

Doğu Türkistan’da daha anne karnındayken yaşamlarına müdahale edilerek iğne ile öldürülen bebeklerin hakları yok mudur? Sadece insanca bir yaşam istedikleri için bin bir türlü dünyaca ünlü Çin işkencelerine tabi tutulan ve en kutsal hakları olan yaşama hakları ellerinden alınan insanların hakları yok mudur? Her hangi bir hastalıktan dolayı hastanelere tedavi için giden ve taburcu olduklarında dünyanın en korkunç hastalığı olan AIDS bulaşmış (Bulaştırılmış) olarak toplum içine salıverilen insanların hakları yok mudur? Yazmış olduğu “Yabani Güvercin” adlı bir Güvercin hikâyesi yüzünden Çin devletinin utanmaz ve arlanmazca bir davranışla 10 yıl hapse attığı Genç yazar Nurmuhammet Yasin’in adilce yargılanmaya ve avukat tutabilmeye hakkı yok mudur? Fakat ne yazı ki; şu anda yok işte…!

Dünyadaki hak ihlallerine karşı son derece duyarsız ve taraflı bir davranış içinde olan sözde insan hakları derneği mensupları ile ülkemiz hayvan severlerini(!) hiç olmazsa içinde bulunduğumuz şu şiddetli soğukların hüküm sürdüğü günlerde evsiz barksız sokaklarda kalan, izbe köşelerde çaresizlik içinde kıvranan insanların durumlarına da insanca bir yaklaşım göstermelerini bekliyoruz.

Ülkemizdeki ve dünyadaki bütün insan hakları derneklerini ve hayvan hakları için adeta kendilerini paralayan hayvan hakları savunucularını, her türlü hile ve desise ile dünyaya “Sahte ve kalitesiz Çin malı” ihraç eden Çin devletinin Doğu Türkistan halkına karşı yürütmekte olduğu ve iğrenç seviyelere ulaşan insan hakları ihlallerine karşı tepki koymaya davet ediyoruz…

M. Batur   27.12.2005


© ETIC.  Her Hakkı Saklıdır. Son Değişiklik: 26.01.2008 12:22   Hazirlayan: A. Karakash