Mehmet
Emin BATUR
12.11.2005
Dünya
tarihi içerisinde Türk tarihinin, Türk tarihi içerisinde
de Doğu Türkistan Tarihinin çok büyük bir öneminin ve
yerinin olduğu, sahipleri tarafından gözlerine at
gözlüğü, boyunlarına da tasma takılmamış gerçek dünya
tarihçileri tarafından açıkça dile getirilmiştir.
Doğu Türkistanlı büyük tarihçi merhum Mehmet Emin
Buğra’nın eserlerinden olan Şarki Türkistan Tarihi (Doğu
Türkistan Tarihi) adlı eserde Asur, Hindistan ve Yunan
rivayet ve kaynakları ile de M.Ö. 12. yüzyıllara kadar
uzandığı ortaya konulan Türk tarihinin büyük bir
bölümünün geçtiği bölgeler hiç şüphe yok ki; Orta Asya
bölgesidir. Bu bölgede cereyan eden tarihi olayların da
asıl merkezini bu gün komünist Çin işgali altında
bulunan Doğu Türkistan toprakları teşkil etmektedir.
Çünkü burada sırasıyla; Hun, Göktürk, Uygur ve
Karahanlılar devleti gibi tarihte silinmez izler bırakan
büyük Türk devletleri kurulmuştur. Bunlardan başka yine
Uygur Çağatay devleti, Uygur Seidiye hanlığı, Ba-Devlet
Yakuphan yada diğer adıyla Kaşgarya devleti (1863-1877),
Doğu Türkistan Islam Cumhuriyeti (12 Kasım 1933), Doğu
Türkistan Cumhuriyeti (1944) ve 1947 yılında ilan edilen
mahalli Doğu Türkistan hükümeti gibi devlet ve
hükümetler de kurulmuştur.
Bizim bu
gün üzerinde kısaca duracağımız konu bundan 72 yıl önce
12 Kasım 1933’te kurulmuş olan Doğu Türkistan Islam
Cumhuriyeti’dir.
Işgalci Çin devletinin dünya kamu oyunu yanıltarak “Bu
topraklar ezelden beri Çin toprağıdır” dediği ve yine
kendisinin çelişkiye düşerek bu topraklara Çin’ce de
“ilhak edilmiş toprak” anlamına gelen “Sinkiang” adını
verdiği Doğu Türkistan toprakları tarihin hiçbir
döneminde işgal altında kaldığı yıllar dışında uzun
süreli olarak Çin toprağı olmamıştır. Çünkü; yukarıda
kısaca adlarından bahsettiğim devletlerin tamamı birer
Türk Devletidir.
Tarihte
Türk milletinin esareti kabul ettiğine ve ebediyen zulme
boyun eğerek yaşadığına dair hiçbir kayıt yoktur. Tam
aksine en zor ve çaresiz gibi görünen dönemlerde dahi
ölümü kendileri için Allah’ın bir mükafatı olarak
algılayıp “Ya Istiklâl Ya Ölüm” nidalarıyla Şahadet
şerbetini içmek için adeta birbirleri ile yarışmışlar ve
gerçekten de ya özgür olmuşlar ya da şehitlik
mertebesine ermişlerdir.
1931
yılının Nisan ayı başlarında işgalci Çinlilere karşı
Doğu Türkistan’ın en doğu vilayeti olan Kumul\' (Bu
vilayetin Çin ile sınırı bulunmaktadır) da başlatılan
milli kurtuluş hareketi kısa zamanda bütün Doğu
Türkistan vilayetlerine de yayılmış ve nihayet, Doğu
Türkistan'ın şanlı mücadelesinin kahraman ve yılmaz
liderleri 12 Kasım 1933 günü Kaşgar'da bir araya
gelmişler ve aynı gün ‘Doğu Türkistan Islâm
Cumhuriyeti’nin kurulmuş olduğunu bütün dünyaya ilan
etmişlerdir.
Doğu Türkistan Milli Marşı eşliğinde Ay-yıldızlı
Gökbayrak göndere çekilerek Dünyada Türkiye Cumhuriyeti
Devletinden sonra ikinci bir Türk devleti “Doğu
Türkistan Islam Cumhuriyeti” adı ile Tarihin altın
sayfaları arasındaki yerini almıştır. Bu devletin
kuruluşu ilk olarak bir telgrafla Türkiye Cumhuriyeti
Devletine “Gök bayraktan Albayrağa selam” denilerek
müjdelenmişse de, ne yazık ki Doğu Türkistan Islam
Cumhuriyeti hükümetinin kabine üyeleri Türkiye’den, “Çin
ve Rusya gibi iki büyük devletle komşu olanların her
şeyden önce onlarla iyi geçinmeleri gerekir” cevabını
alarak sukutu hayale uğramışlardır.
Oysaki bu devlet kendisinin milli parasını basmış,
uluslar arası seyahatlerde kullanılan pasaportu da
bulunan ve bağımsız bir devlet olmanın gerektirdiği
bütün şartlara haiz bir devletti.
O tarihlerde Türkiye’den sonra dünyanın en stratejik bir
bölgesinde ikinci bir bağımsız Türk devletinin kurulmuş
olmasından rahatsızlık duyan Rusya, Çin ve Ingiltere
gibi devletler kafa kafaya vererek çevirdikleri
entrikalarla bu devletinde yıkılışını hazırlamışlardır.
|