Gülcamal İmam-Hasan
Uygur halkının tarihi bölümleri, yüreğimizi kabartan
cengaverliklerimizi uyandıran, gelecek nesillerimize
bitmez tükenmez ilham ve cesaret veren ve böylece
düşmanlarımızı da tir- tir titreterek teri içinde
bırakacak şahane kahramanlık destanları ile doludur.
Vefakar, kadirşinas ve
sevecen Uygur hanım- kızları da tıpkı Arslan gibi
erkeklerimize benzer işte bu kahramanlık destanlarımızın
mühim bir parçası olarak tarihimizde geçen İparhanım,
Nazugum, Amannisahan, Rizvangül ve bunlar gibi binlerce
hanım-kızlarımız hakkındaki tesirli rivayetler
ecdatlarımız tarafından nesilden nesile miras olarak taa
bu güne kadar Uygur hanım- kızlarımızın manevi güç
kaynağı ola geldi. Asırların, yılların ve devirlerin
geçişini takip ederek onların saflarına yeni tipler ve
yeni anekdotlar katılarak, Uygur hanım- kızlara has olan
bu kahramanlık destanlarının ağırlığı günden güne
zenginleşti.
Uygur hanım-kızlarının
insani hak ve hukukları tarihte hiç görülmedik derecede
ağır bir şekilde ayak altı edilmekte ve hatta Uygur
halkı kendi milli ve dini kimliğini kaybetme girdabına
doğru sürüklendiği bu günkü ölüm hayat memat döneminde
Uygur hanım-kızlarının arasından yeni bir yıldız
parlayıp çıktı ve bu haysiyetli yıldız mukaddes Doğu
Türkistan’ın bütün semasını aydınlatarak zulüm
prangalarında can vermekte olan Uygur halkına tıpkı
şefkat ağacı gibi tekrar canlılık nuru alıp getirdi. Bu
yıldız Rabiye Kadir Hanım idi.
Ben bundan on küsur yıl
önce Ürümçi’de Çin posta-telgraf çalıştığım günlerde
Rabiye hanıma birkaç defa rastlamıştım.Onu sadece
dışardan tanırdım. O zamanlar Rabiye hanım Çin siyasi
danışma kurulu üyesiydi. Onun gibi yüksek mevkiye sahip
olmuş ve hükümet nezdinde belirli bir siyasi etkisi olan
insanlar bizim gibi normal vatandaşlarla belirli bir
mesafe bırakmak ve hatta bir fırsatını bulduklarında
sırtımıza binmeyi alışkanlık haline getirdiklerinden,
Rabiye hanımın halkçı, alçakgönüllü, hakkaniyetli,
milletperver hasletleri ise sadece ben merkezli değil
milyonlarca halkımızı ayrıca duygulandırmıştır. Ayni
zamanda Rabiye hanım bana göre bir makam sahibi değil,
tıpkı normal bir komşum gibi, köyden henüz gelmiş bir
çiftçi kadın gibi ve vefakar bir akrabammış gibi bir
duygu vermişti.
Doğu Türkistan’ın Komünist
Çin müstemlekesi olmasından bu yana Uygur kadınlarının
hiçbir zaman göz yaşları kurumuş değildi. Komünist Çin
hükümeti önünde milletini seven hiçbir insanın kadri
kıymeti de olmamıştır!!!
Bundan 6 yıl önce,
halkımızın kalbinde taht kuran Rabiye Kadir hanım
komünist Çin tarafından karanlık zindana atılması,
hayatımda halet-i ruhiyeme en sert tesir eden
hadiselerden biriydi. Aynı zamanda hasret ve nedamet
duygusu içinde günlerce gözüme uyku girmemişti. Adeta
kendi öz annemden ayrılmışçasına çok kaygılanmıştım.
Çünkü Çin’in dehşetli zindanlarına düşen bir insanın
nasıl bir akibetle karşılaşacağını halkım gibi bende iyi
biliyordum. Daha sonra ben bazı sebepler dolayısıyla ana
yurdumdan ayrılarak dış ülkelere çıkmak zorunda kaldım.
O günden beri sersefil gurbette yaşamaya devam ediyorum.
Fakat Rabiye hanım hadisesi yüreğimi devamlı olarak
yakıp gelmekteydi. Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki;
Yavuz hırsız olan Çin hakimiyeti dünya kamuoyunun
baskısına boyun eğmeye mecbur olarak Rabiye hanım Çin’in
demir pençesinden kurtularak özgür dünyaya uçup geldi.
Bu iyi haber sanki vatan içi ve dışındaki milyonlarca
halkımız gibi beni de ayrıca sevindirdi. Ben sanki ölen
annem tekrar dirilip gelmişçesine bir sevinç duygusuna
büründüm. Allah’ın hikmeti ile bu yıl 8. ayda Rabiye
Kadir Hanım Almanya’daki Uygurlarla tekrar görüşmek için
geldiğinde onu tekrar görme fırsatına eriştim. Bu benim
hayatımdaki en sevinçli günlerimden biriydi. Çin
hakimiyetinin zindanlarındaki o kadar işkence ve
zorluklarda Rabiye hanımın iradesine tesir edememiş.
Gerçi o bedensel olarak yıpranmasına ve saçlarına erken
aklar düşmüşse de, onun milli iradesi daha da pekişmiş.
Vatan ve milletinin geleceğine olan ümitlerini zerre
kadar gevşetememiş. Rabiye hanım dış ülkeye çıkar çıkmaz
kendi varlığını vatanı Doğu Türkistan’ın bağımsızlığına,
milletinin özgürlüğüne bağışlayacağını vurgulaması ve
özgürlüğüne kavuştuğu günden itibaren vatan-millet
işleri için gece gündüz koşturmakta oluşu onun şecaatini
ve kahramanlık cesaretini açıkça ortaya koymaktadır.
Vatan- millet işlerine
katkı yapmak her bir Uygur’un vicdani ve milli borcudur.
Bugün vatan içinde milyonlarca kardeşlerimiz kendi
halkının hürriyeti ve özgürlüğü için sıcak kanlarını ve
kıymetli hayatlarını takdim ede gelmektedir. Yine
onbinlerce kardeşlerimiz Çinin karanlık zindanlarında
azap çekmektedir. Bu şartlar altında biz özgür dünyada
yaşamakta olan Uygurlar, özellikle de hanım-kızlar
kahraman annemiz Rabiye Kadir hanımın ve onun gibi
binlerce kardeşlerimizin eğilmez-kırılmaz ruhlarından
ilham alarak, vatan- millet işleri için elimizden gelen
direnişi göstermemiz gerekir. Hepimiz aynen Rabiye hanım
gibi sağlam iradeli ve fedakar olabilirsek bağımsızlık
gayemiz mutlaka bir gün hedefine ulaşacaktır!
Sonuç olarak Manevi Annemiz
Rabiye hanıma selametlik ve muvaffakiyetler dilerim!
(25.09.2005
Almanya-Frankfurt)
|