M.Ö.220 ~

ana sayfa
Giris
Tarih
Cografya
Din-Dil
Kültür-Sanat
Ekonomi
Insan Haklari
Milli Mücadele
Düsünceler
Baglantilar
Irtibat

E-mail

DOGU TÜRKISTAN

DOĞU TÜRKİSTAN HABER MERKEZİ

 

YAŞAMA YOLUM NEREDE?

 
Gülcamal İmam Hasan

Çin müstemlekesi altında bulunan sözde “Azınlık” olarak anılan Uygur ve Tibet halklarının kaderi tarihteki en acıklı ve en tehlikeli dönemi içindedir.

Çin komünistlerinin yayılmacılık politikası altında, bir takım Çin milleti mensupları Avrupa da sözde “siyasi sığınmacı” adı altında keselerini doldurmaktadırlar. Çok az sayıda olanları hesaba katmadığımızda çok sayıdakileri ekonomik yönden kalkınmış maddi yeterliliğe erişmiş durumdadırlar. Bunların bazıları Almanya’dan bıktıkları için Çin konsolosluğuna giderek ülkesine geri dönmek için izin istediklerinde konsolosluk görevlilerinin “yeterli parayı topladın mı? Burada geçirdiğin süre çok değil-akrabalarından kaç tanesini yanına aldın? Devlet içinde kaç tane iş yeri kurdun? Almanya seni zorla gönderene kadar burada durman gerekir. Çin devleti sana boşuna dış ülkelere çıkış izni vermedi. Biz her türlü yollarla dış ülkelerde yerleşenlerimizin sayısını arttırmamız gerekir.” Şeklinde sorular sorduklarını beraber kaldığımız misafirhanedeki bir Çinli bana güya “dert” yanarak anlatmıştı.

Biz Uygurlar ise toprak satın almak bir tarafa aslında var olan arazilerimizi, topraklarımızı komünist Çin hükümeti talan ve müsadere etti. Biz Uygurların insani hak ve hukuklarımızı talep ettiğimizde ise, Çin hükümetinin öldürme dahil çok ağır hapis cezaları ve insanlık dışı işkence ve zulümlerine maruz kaldık, kalmaktayız. Allahın bir lütfü olarak benim gibi şanslı olanlar dış ülkelere çıkma imkanına erişerek demokratik ülkelerde siyasi sığınma talebinde bulunma hakkını elde ettik. Yalnızca Almanya’da değil demokratik batı ülkelerinin tamamında benim gibi siyasi sığınma talebi ile bulunan Uygurların sayısı kaç kişi? Avrupa ülkelerinde her milletten olmak üzere siyasi sığınma talebinde bulunanlar arasında Uygurların sayısı yok denecek kadar azdır. Bu durum Çin saldırganlarının esareti altında kalan ülkemizdeki Uygurların ahvalinin ne kadar facialı bir durum içinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ben insan hakları, demokrasi, eşitlik, hürriyet, özgürlük ve güvenliğe olan tarif edilemez arzumla Almanya’ya gelerek siyasi sığınma talebinde bulundum. İşte bu hür devlete kendimin uğradığı faciayı, vatanımın bağımsızlığı, halkımın özgürlüğü, topraklarımın temizlenmesi için sürdürülmekte olan feryatlarımı anlattım. Hürriyet ve özgürlük için mücadele ederek Almanya’dan bir kaç misli büyüklükteki mümbit topraklara, eşsiz zenginlik kaynaklarına sahip olmasına rağmen dünyanın birçok yerlerinde ser-sefil ve perişan bir hayat sürmek zorunda kalan bize benzer bir millet daha gösterebilir misiniz? Dünyada vatansızlığın derdini çekmeyen insanlara vatansızlığın ne demek olduğunu anlatmaktan daha zor bir iş olmasa gerek.

Almanya hükümeti ise benim siyasi sığınma talebimi reddederek Çin konsolosluğundan dönüş işlemleri yaptırmam için sıkıştırmakta. Kim kendi anavatanında yaşamak, kim kendi vatanında öz ana dilinde konuşmak, kim kendi kardeş ve kabilesi ile ana dilinde sohbet etmek, kim kendi dini, kendi kültüründen uzaklaşmak ister? bizde, “El yurdunda sultan olacağına kendi yurdunda hizmetçi ol” şeklinde hikmetli bir söz vardır.

Çin hükümeti bizlere yönelik dönüş işlemlerini bir an evvel başlatmak için sabırsızlanmaktadır. Çünkü bu güne kadar dünya kamuoyuna sahte bir görüntü vere gelen Çin hükümeti maskesinin yırtılmasını istememektedir. Fakat bizleri orada bekleyen akıbetin ne olduğunu tahmin edebilir misiniz? siz, “Dumanın acısını baca bilir” sözünü hiç duydunuz mu?

Dünyada özgürlük ve bağımsızlık için en büyük bedeli ödemekte olanlar biz Uygurlar olsa gerekir. Lakin biz ödediğimiz bedelin karşılığı olarak başka milletlerin sahip oldukları insani haklara dahi erişemedik.

Bizim mümbit topraklarımızda komünist Çin hükümeti istediği gibi bulan- talan yaparak Çin milleti için yer hazırlamaktadır. Sanki Allah bu cevher misali toprakları Çinlilere bağışlamışçasına dünya kamuoyundan da zerrece çekinmeden dilediğince zorbalıklarını devam ettiriyor. Uygurların feryatlarının dış dünyada duyulmasını engelleyerek asimilasyonu hızlandırıyor. Acaba diyorum, dünya kamuoyu bu cevher misali topraklarda insanlık ve medeniyet tarihine silinmez katkılar sağlamış olan aziz Uygur milletini tamamen unuttu mu?

Ben demokratik Almanya’da korku içinde hayatımı devam ettiriyorum. Ne zaman polisler gelip el ve ayaklarıma pranga ve kelepçeler takıp götürerek Çin hükümetine iade edecek diye gece- gündüz endişe içinde yaşıyorum.

Ben hür dünyadaki hür insanlara şu soruyu sormak istiyorum “Siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız?”.

 



© ETIC.  Her Hakkı Saklıdır. Son Değişiklik: 26.01.2008 12:23   Hazirlayan: A. Karakash