5 Şubat
Gulca Faciası esnasında kanlı bastırma hareketinden sağ
kurtulan Habibullah, Abdusettar (Gulca’dan) ve Nuriddin
(Aksu’nun Şahyar nahiyesinden) adlı 3 yiğit Kazakistan’a
sığınmışlardı.
Kazakistan’ın Almuta şehrine sığınarak yerleştikten
sonra orada yerleşik Uygurlarla evlenerek geçici bir
süre orada yaşama hakkına kavuşmuşlardı. Kazakistan
hükümetinin 5 Şubat Gulca olaylarına karışmış olan Hemit
Mehmet, İlyas Zordun ve Kasım Mehpir’leri Çin
hükümetinin baskısı ile Çine iade etmesi bu üç gencin
Kazakistan’daki can güvenliklerine ağır tehdit
oluşturmuş olup, bu üç yiğit kendi güvenlikleri için
1998 yılında Kazakistan’dan ayrılarak aileleri ile
birlikte Pakistan’a kaçmışlardır. 1998 yılından 2005
yılına kadar Pakistan’ın bir çok bölgelerinde muhacir
olarak yaşamışlardır.
Bu 3 aile
1998 yılından itibaren BM’in Pakistan’daki mülteciler
dairesi ve batı devletlerinin Pakistan’daki
elçiliklerine siyasi sığınma talebi ile defalarca
dilekçeler yazmışlarsa da 7 yıl boyunca bu talepleri
sürekli olarak reddedilmiştir. Onlar Pakistan’ın birkaç
şehirlerine taşınarak 2004 yılına kadar endişe içinde
yaşamışlardır.
2004 yılında onlar Pakistan’ın Veziristan vilayeti
Miranshang bölgesine gelerek sığınmışlardır. Bu yıl
(2005) ilkbahardan başlayarak onlar Miranshang
bölgesinde de güvenlik içinde yaşama imkanından da
mahrum kalarak başka bir yere göç ederek yaşama kararına
varırlar.
2005 yılı Temmuz ayı ortalarında bu 3 ailedeki 23 kişi
güvenli yer arayarak yola çıkmışlardır. Onları arasında
biri 60 yaşında ve diğeri de 70 yaşından fazla olmak
üzere iki nine, 5 erkek, 5 kadın, 6 aylık bir bebek ile
yaşları 15’ e kadar olan 6 kız ve 5 erkek çocuğu olmak
üzere 11 genç bulunmaktaydı.
23 kişi bir
Toyota ve bir jeep otomobil ile Miranshan bölgesinden
yola çıkmışlar. Onlar Veziristan –Miranshang karayolunda
Pakistan silahlı polislerinin sıkı kontrolüne maruz
kalmışlardır. Kontrol esnasında Pakistanlı iki polis 60
ve 70 yaşlarındaki nineleri tüfek dipçiği ile darp
etmişlerdir. Bu duruma dayanamayan gençler polislere
tepki göstermiş olduklarından arbede büyümüş ve silahlı
Pakistan polisleri kendilerine mukavemet gösteren bu
kafilenin etrafını çevirerek dört taraflı ateş açmak
suretiyle 23 kişinin tamamını hunharca katletmişlerdir.
Üstelik te öldürdükleri bu kişilerin cesetlerini de
tekmelemişlerdir.
Pakistan
polisleri onların arabalarını da roketatarla vurarak
yakmışlardır. Bu katliamdan sonra civardaki insanlar
olay yerine gelerek küçücük çocukların vücudundan
ayrılmış olan kol ve bacaklarını görerek öfkeye
kapılmışlar ve polislere karşı silahla saldırmışlardır.
Bu olaydan haberdar olan Pakistan hükümetinin üst düzey
polis ve askeri yetkilileri halktan özür dilemişler ve
bu olayı aynı yerde bastırmışlardır. Olay yerindeki
cesetler ve roketatarla vurularak yakılan arabaların
külleri dahi oradan götürülmüştür.
Pakistan
hükümeti Komünist, faşist dostu Çinden Doğu Türkistan
halkını katletme, bu konuda hiçbir mesuliyet taşımama,
ya kendileri katletme, ya da Çin cellatlarına zoraki
teslim etme şeklindeki suçları yıllardan beri işlemeye
devam etmektedir.
Pakistan
Polis daireleri kendilerinin din kardeşleri olan Doğu
Türkistan halkını ve dolayısıyla Uygur Müslümanlarını
Çin saldırganlarına teslim etme, kendileri zarar verme,
Çinlilerden “mükafat alma”, Uygurları vurarak öldürme,
kısacası Çin saldırganlarının ırki soykırım ve devlet
terörü estirme hareketlerinde Çinlilerle sözbirliği ve
işbirliği
yapma gibi suçları işemektedir.
Uluslar
arası kamuoyunun ve Doğu Türkistan halkının bu kanlı
katliama sert tepki göstermesini bekliyoruz.
Uygurca’dan Çeviren : Mehmet Emin Batur
|