Doğu
Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı Enver Yusuf ;
ABD Washington, “Capitol Hill” salonundan Amerika’da
bulunan basın mensupları aracılığıyla dünya kamuoyuna
seslendi. Başbakan Yusuf, düzenlediği basın
toplantısında “Doğu Türkistan Hükümeti”nin kuruluş
nedenleri hakkında kamuoyunu bilgilendirerek, Amerika
kamuoyunu ve uluslar arası arenayı, Doğu Türkistan
halkının bağımsızlığı ve özgürlük mücadelesine destek
olmaya davet etti.
1949
yılından bu yana işgal altında bulunan ülkemiz Doğu
Türkistan topraklarında Komünist Çin tarafından işlenen
genel ahlaka aykırı davranışlar, insan hakları ihlalleri
ve soykırımı hedefleyen assimilasyon çalışmaları
konusunda hür dünyayı sürekli uyarmayı amaçlayan Doğu
Türkistan Hükümeti’nin Başbakanı Enver Yusuf’un ABD
vasıtasıyla Hür Dünyaya Sesleniş konuşmasının metni Türk
kamuoyuna duyurulması dileğiyle ilişikte sunulmuştur.
Teşekkür ederim.
İsmail
Cengiz
Doğu Türkistan Cumhuriyeti
Hükümet Sözcüsü ve Turizm Bakanı
SÜRGÜNDE
DOĞU TÜRKİSTAN HÜKÜMETİNİN KURULMASINA DAİR BAŞBAKAN VE
DIŞİŞLERİ BAKANI ENVER YUSUF’UN AÇIKLAMASI
Capitol
Hill, Washington
Elli yıl
önce (27 Ağustos 1949), Doğu Türkistan Cumhuriyeti
liderlerini taşıyan bir uçak sır dolu koşullar altında
parçalandı. Haber Beijing’e ulaştığında, Mao Zedong
Komünist askerleri gönderdi ve Doğu Türkistan’ın
istilası başladı.
Müdahale
yılları boyunca, halkımız baskı altında direnmeye ve
yardım mesajlarını hür dünyaya iletmeye çalıştı. Çünkü
bir zamanlar gelişen bir medeniyet olan bir millet için
özgürlük ve bağımsızlığın elinden alınması manevi bir
yıkım olmuştu. Kısa zaman içinde Komünist Çinliler
sürekli olarak, zalimce her kandili söndürdü, her sesi
susturdu ve bulabildikleri herhangi bir çiçeği yok etti.
Yıllardan
beri, Doğu Türkistan halkı şunu merak etti: insanlar
onların seslerini duyacaklar mıydı? Herhangi biri onları
duyabilir miydi ? Dışarıda Doğu Türkistan için bir ses
yükselebilir miydi ? Onlar adına konuşan herhangi bir
kuruluş, hükümet, bir makam var mı? Olacak mıydı?
Bu
bekleyiş sona erdi. “Doğu Türkistan halkı”, bir kez daha
sesini buldu. Ve Uluslar arası kamuoyunun, insan
haklarına duyarlı ülkelerin, China e_Lobby ve benzeri
uluslar arası sivil toplum kuruluşlarının sıcak
yaklaşımları ve hoşgörüleri ile, biz sürgündeki Doğu
Türkistan Topluluğu olarak 14 Eylül 2004 tarihinde “Doğu
Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti”ni kurmuş bulunuyoruz.
Uluslararası topluluğun, başta Birleşik Devletler olmak
üzere demokrasiye, insan haklarına saygılı ülkelerin; bu
sesin kurulmasında, duyurulmasında ve yükseltilmesinde
bize yardım edebileceklerine inanıyoruz.
Ayrıca biz inanıyoruz ki; Komünist Çin işgal altında acı
çeken Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar ve diğer baskı
altındaki mazlum ve mağdur bütün halklar için yeniden
bir ümit verebiliriz ve onların sesi olabiliriz.
Komünist
Çin, ülkemi “Xinjiang bölgesi” olarak isimlendirmektedir.
Bu gerçek bile yalnız başına amacımızın çoğunu
açıklamaktadır. Bu bölgenin “Xinjiang” olarak
isimlendirilmesinden bazı düşünceler akla gelmektedir.
En temeli onun Çin’in bir kısmı olmasıdır. Ve buradan
yola çıkıldığında, buradaki yerli halkın Çince konuştuğu,
Doğu Asyalılara benzediği, bir Konfiçyus geleneğinden
geldikleri vs. düşünülebilir.
Bütün bu
düşünceler yanlıştır. “Doğu Türkistan” isminin
belirttiği gibi, bu geniş bölge; yüzyıllardır dini
açıdan Müslüman, ırk olarak Kafkas, Çince ile hiç ilgisi
olmayan Uygurca ve Kazakca’yı yerel dil olarak konuşan
Doğu Türklerinin olmuştur. Yüz yıllardır bağımsız bir
devlet kalan Doğu Türkistan, 1759 tarihinde “Quing
İmparatorluğu” tarafından işgal edildi. Ardından gelen
yıllarda, yerel halk çeşitli fırsatlarda uzaktaki
idarecilerine isyan etti. 1864’de, Türk halkı başarılı
biçimde ana vatanlarından “Manchus”ları (Mançuları)
sürdü. Yirmi yıl kadar devam eden bağımsızlık döneminde
benim ülkem, Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve İngiltere
ile diplomatik ilişkiler kurdu.
Manchu
İmparatorluğu 1880’li yıllarda Doğu Türkistan’ın
kontrolünü yeniden eline aldı ve 18 Kasım 1884’de Doğu
Türkistan’ın Çin’in on dokuzuncu eyaleti olduğunu ilan
etti. İmparatorluk Genel Valisi, Tso Tsung-t’ang’ın bu
araziye Çin ismini verdiği dönem bu zamandı: bugün
Xinjiang olarak telaffuz edilen “Sinkiang” ismi, “yeni
bölge” veya Çin’de “yeni yönetilen ülke” anlamına
gelmektedir.
Doğu
Türkistan halkının topraklarının kontrolü için savaşı,
20. yüzyılda devam etti. 1933 Kumul İsyanı bağımsız bir
Doğu Türkistan’ın yeniden dirilişine yol açtı. Bu
tarihte “Doğu Türkistan Cumhuriyeti” ilan edildi.
1944
yılındaki ikinci bir isyanda yine bağımsızlığa götürdü.
Bu durum Sovyet ve Çin güçlerinin onu yok etmek üzere
birleştiği 1949 yılına kadar devam etti. Bu son işgalden
beri, Beijing(Pekin), anavatanımın işgalini
kuvvetlendirdi. Ve ülkem Çin’in esareti altına girmiş
oldu.
O
zamandan bu yana Doğu Türkistan, halkının zindanı haline
geldi. Komünist Çin, Doğu Türkistanlıların insan
haklarını sürekli olarak çiğnedi, masum insanları
tutukladı, işkence etti ve öldürdü. Komünist otoriteye
cesaretle karşı gelen yüz binlerce Doğu Türkistanlı idam
edildi. Birçokları komşu ülkelere kaçtılar. Yüz
binlercesi çalışma kamplarına gönderildi. Doğu
Türkistan’ın kontrolü zalimce sağlanmaya çalışıldı:
Birçok aileler zorunlu izolasyon, zorunlu kürtaj ve
ekonomik cezalardan sıkıntı çekti.
Beijing’in anavatanıma karşı politikası tam bir
asimilasyona yönelik kontrol edilemeyen bir hal aldı.
Son yıllarda Çin, gerçek yerel nüfusu sulandırmak arzusu
ile milyonlarca etnik Çinli’yi Doğu Türkistan’a
yerleştirdi. Çin’den gelenlere en iyi işler verilmekte
ve gelenler en iyi maaşı alıp en iyi evlerde
oturmaktadırlar. Bütün bunlar milyonlarca Doğu
Türkistanlının hesabından ödenmiştir. Bu arada
Beijing’in dinimiz dahil Doğu Türkistan’ın bütün
kültürünün her yönünü ortadan kaldırmaya girişmiştir.
Türkistanlılar Çince konuşmaya, okumaya ve yazmaya ve
“Çinlilermiş” gibi giyinmeye, yemeye, şarkı söylemeye,
dans etmeye ve davranmaya zorlanmaktadır.
Beijing
Hükümeti, “azınlıklarına” saygı duyduğunu iddia ediyor,
fakat onun yönetimi altında yaşan bizler onun gerçek
politikasının soykırım olduğunu öğrendik. Hedefleri
açıktır: “Bir gün Xinjiang’da sadece Çinliler olmalıdır
(!)”.
Komünist Çin’in vatanımın insanlarına saygı duymaması,
Doğu Türkistan topraklarına olan saygısızlığı ile de
belli oldu. Çin’in çevresel atıklarının çöpe dökme
arazisi haline geldik. Hükümetiniz tarafından iyi
bilinen bir bölge olan “Lop Nor”, bir araştırma merkezi
olmaktan çok uzaktır; burası nükleer atıkların zehir
alanı olmuştur. Nükleer radyasyon yoluyla kaç yaşamın
sona erdirildiğini, kaç kanserin üretildiğini, kaç
çocuğun bozuk biçimde doğduğunu hiçbir zaman
bilemeyeceğiz. Kendi halkımdan sadece radyasyondan
dolayı yarım milyon ölümün gerçekleştiğidir.
Hür
dünyanın diplomat ve gazetecilerinin size söylediği gibi,
Beijing, dünyanın kendisinin Doğu Türkistan halkına
nasıl davrandığını bilmesini istememektedir. Dünya
görmeden baskılarını gerçekleştirmeyi tercih
etmektedirler. Doğal afetler oluştuğunda bile, Komünist
Çin bilgilerini gizlemekte, insani yarım taleplerini
geri çevirmektedir; çünkü yardım çalışanları
Amerikalılara ve diğerlerine Komünist işgalin devam eden
korkularını taşıyacaktır.
Bugün,
Amerika Afganistan’da ve İran’da teröristlere karşı
savaşmaktadır, Komünistler ise baskılarını haklı
göstermek üzere 9/11 tarihinde başlayan cesur çatışmayı
kullanmaktadırlar. Onlar teröristlere ve Osama bin
Laden’in destekçilerine karşı savaştıklarını iddia
etmektedirler, ama Laden’in uyuşturucu parasını aklayan,
ondan patlamayan cruise füzeleri alan, Taliban ile
ekonomik anlaşmalar imzalayan, füze teknolojisini Suriye
ve Libya’ya satan, İran’ın nükleer silah programını
mümkün kılan, Saddam Hüseyin’in hava savunmasını entegre
eden ve nükleer silahlı bir rejim olmayacağı sözünü
bozan Kuzey Kore’yi koruyan “Doğu Türkistan halkı” değil
Çinli Komünistlerdir.
Komünist
Çin, Amerikalıların Doğu Türkistan’ın onun düşmanı
olduğuna inanmasını istemektedir. Aksine, terörü
destekleyen Komünist Çinlilerdir ve ona karşı koyansa
Doğu Türkistan halkıdır. Amerikan kuvvetlerinin kötü
güçlerini ortadan kaldırmasını durdurmaya çalışan
Komünist Çinlilerdir ve 9/11 (11 Eylül’ün) ardından
ABD’yi destekleyen Doğu Türkistanlılardır.
Doğu
Türkistanlılar kendi geleceklerini belirlemeyi
istemektedirler. Bir halk olarak her yönden farklı
olduğundan, onlar dünyadaki diğer halklar gibi kendi
liderlerini seçme ve kaderlerini kontrol etme hakkını
aramaktadırlar. Ve bu ulusların ön önemlisi olarak
Birleşik Devletler’e dönüyoruz.
Doğu
Türkistan halkı özgürlük ve self determinasyon arayan
diğer birçoklarının yıllardır yaptığı gibi Birleşik
Devletlere dönmektedir. Birleşik Devletler’den sesleri
kesilen milyonlarca Doğu Türkistanlı adına sesini
yükseltmesini, tercüman olmasını istiyoruz. Beijing’e,
Doğu Türkistanlıların insan hakları dahil her türlü
haklarının “Birleşik Devletler” için önemli olduğunu
belli etmesini istiyoruz.
Birleşik Devletler’den Birleşmiş Milletler’in Doğu
Türkistan halkının, Beijing tarafından belirlenen
kuklalar tarafından değil, gerçek temsilcileri olan,
“sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti” aracılığıyla
doğrudan çalışması için neler yapması gerektiğini
araştırmasını sağlamasını istiyoruz.
Birleşik
Devletler’in Çin üzerindeki, nükleer testlerini
gerçekten durdurması ve bölgemizi nükleer atıklar için
atık alanı olarak kullanmasını durdurması için baskı
yapmasını istiyoruz.
Bizler
Birleşik Devletler’in anavatanıma yayılan hapishane ve
çalışma kamplarını ziyaret etme hakkını aramasını
istiyoruz. Birleşik Devletler’in zaten hapishane emeği
ile yapılan ürünlerin ithalatını yasaklayan yasaları
çıkarmıştır ki bu emeğin çoğu benim anavatanımda
bulunmaktadır.
Doğu
Türkistan halkı kendi geleceklerini kontrol etmeyi
istemektedirler. Açıklık ve barış içinde ulusların
uluslararası topluluğuna katılmayı arıyoruz. Bol doğal
kaynaklarımızı dünyanın halkları ile paylaşmayı
istiyoruz: Onlar sadece Beijing’in “özel rezervi” olarak
görülmemelidirler.
Özgürlük,
adalet ve hikmetin lideri olarak Amerika Birleşik
Devletleri’ne dönüyor ve Amerika Birleşik Devletleri’nin
milyonlarca Doğu Türkistanlının özgürlüğü ve
bağımsızlığının (adil nedenini) tanımasını istiyoruz.
Birçok masum insanın felaketini sona erdirmek üzere
merhamet ve liderlik için Amerika Birleşik Devletleri’ne
ve hür dünyaya sesleniyoruz.
Birçok
Amerikalı Doğu Türkistan halkını tanımamaktadır, fakat
milyonlarca Doğu Türkistanlı Amerika’yı tanımakta ve
sevmektedir. Bizim dostluk elimizi kabul edeceğinizi ve
yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı için özgürlükten
yararlanmamızda yardımcı olacağınızı umut ediyoruz.
Bunlar Komünist Çin’in, işgal altındaki Doğu Türkistan
halkına vermeyi reddettiği en önemli şeylerdir.
Teşekkür ederim
Anwar Yusuf
Turani
Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti Başbakanı |