M.Ö.220 ~

ana sayfa
Giris
Tarih
Cografya
Din-Dil
Kültür-Sanat
Ekonomi
Insan Haklari
Milli Mücadele
Düsünceler
Baglantilar
Irtibat

E-mail

DOGU TÜRKISTAN

DOĞU TÜRKİSTAN HABER MERKEZİ

 

REPUBLIC OF EAST TURKESTAN
DOĞU TÜRKİSTAN CUMHURİYETİ
HÜKÜMET SEKRETERYASI

P.O Box 3680 – Oakton, VA 22124 USA
Tel: (571)344-3886 – Fax: (703)591-4257
İrtibat: 0533.715 15 90 www.etnfc.org

3 NO.LU HÜKÜMET BİLDİRİSİ
20 Eylül 2004 Saat 10.00

 
Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı Enver Yusuf ; ABD Washington, “Capitol Hill” salonundan Amerika’da bulunan basın mensupları aracılığıyla dünya kamuoyuna seslendi. Başbakan Yusuf, düzenlediği basın toplantısında “Doğu Türkistan Hükümeti”nin kuruluş nedenleri hakkında kamuoyunu bilgilendirerek, Amerika kamuoyunu ve uluslar arası arenayı, Doğu Türkistan halkının bağımsızlığı ve özgürlük mücadelesine destek olmaya davet etti.

1949 yılından bu yana işgal altında bulunan ülkemiz Doğu Türkistan topraklarında Komünist Çin tarafından işlenen genel ahlaka aykırı davranışlar, insan hakları ihlalleri ve soykırımı hedefleyen assimilasyon çalışmaları konusunda hür dünyayı sürekli uyarmayı amaçlayan Doğu Türkistan Hükümeti’nin Başbakanı Enver Yusuf’un ABD vasıtasıyla Hür Dünyaya Sesleniş konuşmasının metni Türk kamuoyuna duyurulması dileğiyle ilişikte sunulmuştur. Teşekkür ederim.

İsmail Cengiz
Doğu Türkistan Cumhuriyeti
Hükümet Sözcüsü ve Turizm Bakanı

 

SÜRGÜNDE DOĞU TÜRKİSTAN HÜKÜMETİNİN KURULMASINA DAİR BAŞBAKAN VE DIŞİŞLERİ BAKANI ENVER YUSUF’UN AÇIKLAMASI

Capitol Hill, Washington

Elli yıl önce (27 Ağustos 1949), Doğu Türkistan Cumhuriyeti liderlerini taşıyan bir uçak sır dolu koşullar altında parçalandı. Haber Beijing’e ulaştığında, Mao Zedong Komünist askerleri gönderdi ve Doğu Türkistan’ın istilası başladı.

Müdahale yılları boyunca, halkımız baskı altında direnmeye ve yardım mesajlarını hür dünyaya iletmeye çalıştı. Çünkü bir zamanlar gelişen bir medeniyet olan bir millet için özgürlük ve bağımsızlığın elinden alınması manevi bir yıkım olmuştu. Kısa zaman içinde Komünist Çinliler sürekli olarak, zalimce her kandili söndürdü, her sesi susturdu ve bulabildikleri herhangi bir çiçeği yok etti.

Yıllardan beri, Doğu Türkistan halkı şunu merak etti: insanlar onların seslerini duyacaklar mıydı? Herhangi biri onları duyabilir miydi ? Dışarıda Doğu Türkistan için bir ses yükselebilir miydi ? Onlar adına konuşan herhangi bir kuruluş, hükümet, bir makam var mı? Olacak mıydı?

Bu bekleyiş sona erdi. “Doğu Türkistan halkı”, bir kez daha sesini buldu. Ve Uluslar arası kamuoyunun, insan haklarına duyarlı ülkelerin, China e_Lobby ve benzeri uluslar arası sivil toplum kuruluşlarının sıcak yaklaşımları ve hoşgörüleri ile, biz sürgündeki Doğu Türkistan Topluluğu olarak 14 Eylül 2004 tarihinde “Doğu Türkistan Cumhuriyeti Hükümeti”ni kurmuş bulunuyoruz.

Uluslararası topluluğun, başta Birleşik Devletler olmak üzere demokrasiye, insan haklarına saygılı ülkelerin; bu sesin kurulmasında, duyurulmasında ve yükseltilmesinde bize yardım edebileceklerine inanıyoruz.
Ayrıca biz inanıyoruz ki; Komünist Çin işgal altında acı çeken Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar ve diğer baskı altındaki mazlum ve mağdur bütün halklar için yeniden bir ümit verebiliriz ve onların sesi olabiliriz.

Komünist Çin, ülkemi “Xinjiang bölgesi” olarak isimlendirmektedir. Bu gerçek bile yalnız başına amacımızın çoğunu açıklamaktadır. Bu bölgenin “Xinjiang” olarak isimlendirilmesinden bazı düşünceler akla gelmektedir. En temeli onun Çin’in bir kısmı olmasıdır. Ve buradan yola çıkıldığında, buradaki yerli halkın Çince konuştuğu, Doğu Asyalılara benzediği, bir Konfiçyus geleneğinden geldikleri vs. düşünülebilir.

Bütün bu düşünceler yanlıştır. “Doğu Türkistan” isminin belirttiği gibi, bu geniş bölge; yüzyıllardır dini açıdan Müslüman, ırk olarak Kafkas, Çince ile hiç ilgisi olmayan Uygurca ve Kazakca’yı yerel dil olarak konuşan Doğu Türklerinin olmuştur. Yüz yıllardır bağımsız bir devlet kalan Doğu Türkistan, 1759 tarihinde “Quing İmparatorluğu” tarafından işgal edildi. Ardından gelen yıllarda, yerel halk çeşitli fırsatlarda uzaktaki idarecilerine isyan etti. 1864’de, Türk halkı başarılı biçimde ana vatanlarından “Manchus”ları (Mançuları) sürdü. Yirmi yıl kadar devam eden bağımsızlık döneminde benim ülkem, Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve İngiltere ile diplomatik ilişkiler kurdu.

Manchu İmparatorluğu 1880’li yıllarda Doğu Türkistan’ın kontrolünü yeniden eline aldı ve 18 Kasım 1884’de Doğu Türkistan’ın Çin’in on dokuzuncu eyaleti olduğunu ilan etti. İmparatorluk Genel Valisi, Tso Tsung-t’ang’ın bu araziye Çin ismini verdiği dönem bu zamandı: bugün Xinjiang olarak telaffuz edilen “Sinkiang” ismi, “yeni bölge” veya Çin’de “yeni yönetilen ülke” anlamına gelmektedir.

Doğu Türkistan halkının topraklarının kontrolü için savaşı, 20. yüzyılda devam etti. 1933 Kumul İsyanı bağımsız bir Doğu Türkistan’ın yeniden dirilişine yol açtı. Bu tarihte “Doğu Türkistan Cumhuriyeti” ilan edildi.

1944 yılındaki ikinci bir isyanda yine bağımsızlığa götürdü. Bu durum Sovyet ve Çin güçlerinin onu yok etmek üzere birleştiği 1949 yılına kadar devam etti. Bu son işgalden beri, Beijing(Pekin), anavatanımın işgalini kuvvetlendirdi. Ve ülkem Çin’in esareti altına girmiş oldu.

O zamandan bu yana Doğu Türkistan, halkının zindanı haline geldi. Komünist Çin, Doğu Türkistanlıların insan haklarını sürekli olarak çiğnedi, masum insanları tutukladı, işkence etti ve öldürdü. Komünist otoriteye cesaretle karşı gelen yüz binlerce Doğu Türkistanlı idam edildi. Birçokları komşu ülkelere kaçtılar. Yüz binlercesi çalışma kamplarına gönderildi. Doğu Türkistan’ın kontrolü zalimce sağlanmaya çalışıldı: Birçok aileler zorunlu izolasyon, zorunlu kürtaj ve ekonomik cezalardan sıkıntı çekti.

Beijing’in anavatanıma karşı politikası tam bir asimilasyona yönelik kontrol edilemeyen bir hal aldı. Son yıllarda Çin, gerçek yerel nüfusu sulandırmak arzusu ile milyonlarca etnik Çinli’yi Doğu Türkistan’a yerleştirdi. Çin’den gelenlere en iyi işler verilmekte ve gelenler en iyi maaşı alıp en iyi evlerde oturmaktadırlar. Bütün bunlar milyonlarca Doğu Türkistanlının hesabından ödenmiştir. Bu arada Beijing’in dinimiz dahil Doğu Türkistan’ın bütün kültürünün her yönünü ortadan kaldırmaya girişmiştir.
Türkistanlılar Çince konuşmaya, okumaya ve yazmaya ve “Çinlilermiş” gibi giyinmeye, yemeye, şarkı söylemeye, dans etmeye ve davranmaya zorlanmaktadır.

Beijing Hükümeti, “azınlıklarına” saygı duyduğunu iddia ediyor, fakat onun yönetimi altında yaşan bizler onun gerçek politikasının soykırım olduğunu öğrendik. Hedefleri açıktır: “Bir gün Xinjiang’da sadece Çinliler olmalıdır (!)”.
Komünist Çin’in vatanımın insanlarına saygı duymaması, Doğu Türkistan topraklarına olan saygısızlığı ile de belli oldu. Çin’in çevresel atıklarının çöpe dökme arazisi haline geldik. Hükümetiniz tarafından iyi bilinen bir bölge olan “Lop Nor”, bir araştırma merkezi olmaktan çok uzaktır; burası nükleer atıkların zehir alanı olmuştur. Nükleer radyasyon yoluyla kaç yaşamın sona erdirildiğini, kaç kanserin üretildiğini, kaç çocuğun bozuk biçimde doğduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Kendi halkımdan sadece radyasyondan dolayı yarım milyon ölümün gerçekleştiğidir.

Hür dünyanın diplomat ve gazetecilerinin size söylediği gibi, Beijing, dünyanın kendisinin Doğu Türkistan halkına nasıl davrandığını bilmesini istememektedir. Dünya görmeden baskılarını gerçekleştirmeyi tercih etmektedirler. Doğal afetler oluştuğunda bile, Komünist Çin bilgilerini gizlemekte, insani yarım taleplerini geri çevirmektedir; çünkü yardım çalışanları Amerikalılara ve diğerlerine Komünist işgalin devam eden korkularını taşıyacaktır.

Bugün, Amerika Afganistan’da ve İran’da teröristlere karşı savaşmaktadır, Komünistler ise baskılarını haklı göstermek üzere 9/11 tarihinde başlayan cesur çatışmayı kullanmaktadırlar. Onlar teröristlere ve Osama bin Laden’in destekçilerine karşı savaştıklarını iddia etmektedirler, ama Laden’in uyuşturucu parasını aklayan, ondan patlamayan cruise füzeleri alan, Taliban ile ekonomik anlaşmalar imzalayan, füze teknolojisini Suriye ve Libya’ya satan, İran’ın nükleer silah programını mümkün kılan, Saddam Hüseyin’in hava savunmasını entegre eden ve nükleer silahlı bir rejim olmayacağı sözünü bozan Kuzey Kore’yi koruyan “Doğu Türkistan halkı” değil Çinli Komünistlerdir.

Komünist Çin, Amerikalıların Doğu Türkistan’ın onun düşmanı olduğuna inanmasını istemektedir. Aksine, terörü destekleyen Komünist Çinlilerdir ve ona karşı koyansa Doğu Türkistan halkıdır. Amerikan kuvvetlerinin kötü güçlerini ortadan kaldırmasını durdurmaya çalışan Komünist Çinlilerdir ve 9/11 (11 Eylül’ün) ardından ABD’yi destekleyen Doğu Türkistanlılardır.

Doğu Türkistanlılar kendi geleceklerini belirlemeyi istemektedirler. Bir halk olarak her yönden farklı olduğundan, onlar dünyadaki diğer halklar gibi kendi liderlerini seçme ve kaderlerini kontrol etme hakkını aramaktadırlar. Ve bu ulusların ön önemlisi olarak Birleşik Devletler’e dönüyoruz.

Doğu Türkistan halkı özgürlük ve self determinasyon arayan diğer birçoklarının yıllardır yaptığı gibi Birleşik Devletlere dönmektedir. Birleşik Devletler’den sesleri kesilen milyonlarca Doğu Türkistanlı adına sesini yükseltmesini, tercüman olmasını istiyoruz. Beijing’e, Doğu Türkistanlıların insan hakları dahil her türlü haklarının “Birleşik Devletler” için önemli olduğunu belli etmesini istiyoruz.
Birleşik Devletler’den Birleşmiş Milletler’in Doğu Türkistan halkının, Beijing tarafından belirlenen kuklalar tarafından değil, gerçek temsilcileri olan, “sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti” aracılığıyla doğrudan çalışması için neler yapması gerektiğini araştırmasını sağlamasını istiyoruz.

Birleşik Devletler’in Çin üzerindeki, nükleer testlerini gerçekten durdurması ve bölgemizi nükleer atıklar için atık alanı olarak kullanmasını durdurması için baskı yapmasını istiyoruz.

Bizler Birleşik Devletler’in anavatanıma yayılan hapishane ve çalışma kamplarını ziyaret etme hakkını aramasını istiyoruz. Birleşik Devletler’in zaten hapishane emeği ile yapılan ürünlerin ithalatını yasaklayan yasaları çıkarmıştır ki bu emeğin çoğu benim anavatanımda bulunmaktadır.

Doğu Türkistan halkı kendi geleceklerini kontrol etmeyi istemektedirler. Açıklık ve barış içinde ulusların uluslararası topluluğuna katılmayı arıyoruz. Bol doğal kaynaklarımızı dünyanın halkları ile paylaşmayı istiyoruz: Onlar sadece Beijing’in “özel rezervi” olarak görülmemelidirler.

Özgürlük, adalet ve hikmetin lideri olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne dönüyor ve Amerika Birleşik Devletleri’nin milyonlarca Doğu Türkistanlının özgürlüğü ve bağımsızlığının (adil nedenini) tanımasını istiyoruz. Birçok masum insanın felaketini sona erdirmek üzere merhamet ve liderlik için Amerika Birleşik Devletleri’ne ve hür dünyaya sesleniyoruz.

Birçok Amerikalı Doğu Türkistan halkını tanımamaktadır, fakat milyonlarca Doğu Türkistanlı Amerika’yı tanımakta ve sevmektedir. Bizim dostluk elimizi kabul edeceğinizi ve yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı için özgürlükten yararlanmamızda yardımcı olacağınızı umut ediyoruz. Bunlar Komünist Çin’in, işgal altındaki Doğu Türkistan halkına vermeyi reddettiği en önemli şeylerdir.
Teşekkür ederim

Anwar Yusuf Turani
Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti Başbakanı



© 2000 Doğu Türkistan - ETIC.  Her Hakkı Saklıdır. Son Değişiklik: 28.07.2005 01:54    Hazirlayan: Karakaş