|
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar,
yüksek faizin ulusal bir sorun haline geldiğini söyledi.
Cansızlar, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) üyeleri ile
yaptığı sohbet toplantısında, SPK’da sürdürülen
çalışmalar hakkında bilgi verdi, ekonomideki gelişmelere
ilişkin görüşlerini açıkladı.
Cansızlar, savaş, doğal afetler gibi olağanüstü
dönemlerde “borçlanma faizleri üzerinde oluşan köpüğün
alınması” açısından, Hazine ve Merkez Bankası’nın İMKB
bünyesindeki tahvil ve bono piyasasına, kesin alım ve
satış amacıyla girmesinin yararlı olacağını belirtti.
Merkez Bankası’nın gecelik referans faizleri
belirlediğini, bunun borçlanma faizlerine etkisinin
belli düzeyde olduğunu anlatan Cansızlar, “Merkez
Bankası’nın referans faizlerinin üzerine vergi, kredi
riski, masraflar ve ileriye yörelik riskler eklenerek,
piyasa faizi oluşturuluyor. Piyasa durup dururken Merkez
Bankası dışında faiz oluşturmaz” dedi.
Baskı söz konusu değil
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar,
istifa etmesi yönünde hükümetin baskısı olduğu yönündeki
haberleri değerlendirirken, “Hükümetten herhangi bir
baskı söz konusu değil, görevimin başındayım” dedi.
Cansızlar, basında çıkan haberleri hayretle
karşıladığını, görev süresi dolana kadar başkanlığa
devam edeceğini söyledi.
Kâr ve zarar ortaklığı
Cansızlar, kâr ve zarar ortaklığı belgesi konusunda
düzenleme yaptıklarını, kâr belgesi olarak da
yayınlanmasına da imkan verdiklerini, hisse senedine
çevrilebilir kâr belgesi, hisse senedine çevrilebilir
tahvil gibi enstrumanlarda da revizyon yaptıklarını
kaydetti.
Ana para garantisi
Örneğin kâr–zarar ile ilgili belgelerin döviz üzerinden
yayınlanmasına izin verdiklerini kaydeden Cansızlar, ana
paranın yüzde 75’ine kadar olan kısmında şirketin ana
para garantisi getirmesine izin verdiklerini açıkladı.
Döviz piyasası organize edilecek
Cansızlar, “Tahtakale, Kapalı Çarşı ve Altın Borsası
üçgeninde organize bir piyasada, dövizin daha doğrusu
efektiflerin ve arbitrajın yapılmasına zemin sağlayacak
çalışmalar devam ediyor” dedi.
İMKB ve İstanbul Altın Borsası’nın (İAB)
özelleştirilmesine ilişkin çalışmalarının sürdüğünü
anlatan Cansızlar, bu konuda Özelleştirme İdaresi’nde
oluşturulan çalışma grubunda SPK’dan da temsilci
bulunduğunu söyledi.
İAB bünyesinde efektif ve arbitraj piyasası
oluşturulmasına yönelik çalışmaların da devam ettiğini
açıklayan Cansızlar, şöyle devam etti:
“Merkez Bankası Aralık ayından itibaren hem TL para
piyasasından hem de efektif piyasadan çekildiği için, şu
anda bir boşluk var. Dolayısıyla Takasbank da aracı
kuruluşlar arasında para alım satımını gecelik yapıyor
zaten... Yine efektif döviz ve arbitraj konusu, Merkez
Bankası çekildi buradan Aralık ayında... O alanda da bir
boşluk var. Tahtakale, Kapalı Çarşı ve Altın Borsası
üçgeninde organize bir piyasada, dövizin daha doğrusu
efektiflerin ve arbitrajın yapılmasına zemin sağlayacak
çalışmalar devam ediyor.”
Bütçenin yarısı faize gidiyor
Doğan Cansızlar, “Bütçenin yarısına yakın bölümü faize
gidiyor. Dolayısıyla faizle mücadele yöntemlerini yeni
baştan düşünmemizde büyük yarar var” dedi.
Cansızlar, yüksek reel faizin ulusal bir sorun haline
geldiğini belirtirken, Türkiye’nin, Arjantin, Meksika,
Brezilya gibi benzer konumundaki ülkelere göre en yüksek
reel faizi verdiğine dikkati çekti.
Merkez Bankası’nın gecelik fonlama faizini yüzde 41’e
indirdiğine, ancak bunun bileşik yıllk faizinin yüzde
50.6’ya geldiğine işaret eden Cansızlar, şöyle devam
etti:
Reel faizde Türkiye başı çekiyor
“Enflasyonda TÜFE’de hedef yüzde 20, reel faiz yüzde
25.5. Bizimle aynı kategoride olan Arjantin’de gecelik
fonlama maliyeti yüzde 19, en yüksek Brezilya’da yüzde
26.5, Meksika’da yüzde 8.4, Türkiye’de 41... Reel faize
baktığınızda bu kadar yüksek faiz veren ülke yok.”
BORÇLANMADA YANLIŞ KARAR
“Zaman zaman bu tür piyasalarda köpükler oluşur. O
köpüğün alınması, gerçek fiyatın belirlenmesi açısından
yarar var. Yoksa hazine borçlanmasından birkaç gün önce
köpük yaratılıp, referans faiz olarak orda oluşan faizi
borçlanma maliyeti olarak dikkate almak, ülke açısından
da zarar verici olur. Çünkü bunun yükü vatandaşların
üzerinde kalıyor. Bütçenin yarısına yakın bölümü faize
gidiyor. Dolayısıyla faizle mücadele yöntemlerini yeni
baştan düşünmemizde büyük yarar var.
Borçlanıyorsanız, borcun bir maliyeti var. Hazine bu
maliyeti dikkate almadan, istediğim gibi borçlanırım
mantığında olmaması lazım. Bu, basında yazıldığı gibi
sopa göstermek değil. Fakat siz borçlanıyorsunuz,
maliyetler sizin dışınızda olşuyor. Böyle bir borçlanma
felsefesi yanlış olsa gerek, çünkü siz olayın
tarafısınız. Borç vericisiniz. O bakımdan gerektiğinde
piyasadan kağıtları satın alacaksınız, gerektiğinde de
satacaksınız, piyasayı regüle edeceksiniz. Yoksa
piyasanın içine girip manipüle etmek değil. Dövize nasıl
zaman zaman müdahale ediliyor, aynı şekilde faizlerin
çok aşırı, gereksiz dalgalandığı dönemlerde (biz burada
varız) demesinde büyük yarar var.”
30.04.2003 Milli Gazete |