|
Ekonomik krizler ve buna bağlı sosyal nedenlerle her gün
yeni çocuklar sokağa düşüyor. Korunmaya muhtaç
çocukların sayısı 500 bini aşarken, bunlardan 90 bini
suç işliyor
Ekonomik kriz, eğitim seviyesinin düşüklüğü, ailelerin
ilgisizliği ve kötü çevre koşulları, Türkiye'de sokağa
itilen çocuk sayısının her geçen gün biraz daha
artmasına neden oluyor. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün
açıkladığı rakamlara göre, korunmaya muhtaç çocuk sayısı
ülke genelinde 500 bini aşıyor. Suç işleyen korunmaya
muhtaç çocuk sayısı ise Adalet Bakanlığı'nın verilerine
göre 90 bin civarında.
İl Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu, üç sene
öncesine göre, sokakta kalan ya da çalıştırılan
çocukların sayısında gözle görülür bir azalma
yaşandığını, ancak İstanbul'da bulunan 11 merkezin
ihtiyaçları karşılama konusunda yetersiz kaldığını
belirtiyor. Eroğlu, vatandaşın ve devletin bu
kuruluşlarla işbirliği yapması gerektiğinin önemini
vurguluyor.
YILDA 90 BİN ÇOCUK YARGILANIYOR
Adalet Bakanlığı yetkilileri ise yaptıkları açıklamada,
Türkiye'de "çocuk suçlu" profilinin ürkütücü boyutlara
ulaştığını ortaya koyuyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve
Trabzon'da bulunan beş çocuk mahkemesine sahip olan
Türkiye'de, yılda ortalama 90 bin çocuk yargı önüne
çıkıyor.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hızla artan ve tartışılan
"çocuk suçları" sorununa ilişkin Adalet Bakanlığı'nın
yaptırdığı araştırmalar çarpıcı gerçekleri göz önüne
seriyor. 1997 yılından bu yana çocuk mahkemelerinde
yargılanan çocukların artış ve yargılama sürecinin de
uzadığı görülüyor.
İçişleri Bakanlığı ve Devlet İstatistik Enstitüsü'nün
geçen yıl yaptığı 27 ili kapsayan bir araştırmaya göre,
bir yılda meydana gelen kasten adam öldürme olaylarının
yüzde 12'si, kasten yaralamanın yüzde 18'i, hırsızlığın
yüzde 34'ü, gasp ve yağma olaylarının yüzde 16'sı
çocuklar tarafından gerçekleştiriliyor.
YOKSULLUK KURBANLARI
İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı'nda
görevli Doç. Dr. Bilge Hapçıoğlu ise, gecekondu gibi
sağlıksız bir ortamda yaşam mücadelesi veren çocukların
daha çok hırsızlık suçu işlediğini belirterek, ekonomik
nedenlerin çocukları suça teşvik ettiğini söyledi.
Hapçıoğlu, başta ekonomik sorunlar olmak üzere çeşitli
sorunların etkisi altında köyden kente göç eden çocuğun
ve ailesinin kent yaşamına uyum sağlayamadığını belirtti.
Aile fertlerinin ilgisizliği sonucu yalnız kalan
çocuklarda suç eğilimi ortaya çıktığını dile getiren Dr.
Hapçıoğlu, çocuğu suç işlemeye iten toplumsal nedenlerin
başında yoksulluk ve eğitimsizliğin bulunduğunu açıkladı.
Çocuk mahkemelerinde açılan davalarda, 1994'te 5 bin
455'i kız, 77 bin 240 çocuk yargılandı, dokuzu kız, 567
çocuk mahkum edildi. 1997'de 6 bin 949'u kız 84 bin 222
sanıktan 590'ı hüküm giydi.
BÜYÜK ŞEHİRDE SUÇ ORANI FAZLA
Araştırmanın ortaya çıkardığı bir diğer gerçek de büyük
kentlerde yaşayan çocukların suçla ilgisinin daha çok
olduğu. Hakkında işlem yapılan çocukların yüzde 92.6'si
kentlerde, yüzde 7.4'ü de kırsal kesimde yaşıyor.
Uzmanlar, büyük şehirin çocuklara daha cazip geldiğini
ve büyük şehirde kamufle edilme ve kaçma şansının daha
yüksek olduğu için, büyük şehirlerde suç oranınında
arttığına dikkat çekiyor.
Suça yönelen çocukların çoğunlukla bağımlılık yapan
maddeler kullandığı düşüncesinin aksine, araştırmada
suçlu çocukların yüzde 90.1'inin bağımlılık yapan madde
kullanmadığını ortaya koyuyor. Ancak bağımlı çocuk
sayısının oranı yüzde 9.9. Madde bağımlısı çocuklar en
çok hırsızlıktan hüküm giyiyor.
Suçlu çocuklar için özel kurumlara ihtiyaç var
Sokaklarda istismara maruz kalan çocukların
rehabilitasyonu için 11 merkez bulunuyor. Ancak suç
işleyenler de oraya gönderilince işler karışıyor. Acil
olarak suçlu çocuklar için özel yerlere ihtiyaç var
İl Sosyal Hizmetler Müdürü Kahraman Eroğlu, ekonomik
yetersizlikler, göç, parçalanmış aileler ve aile
istismarı gibi sebeplerin çocukları sokağa ittiğini
belirterek, İstanbul'da istismara maruz kalan çocukların
rehabilite edilmesi amacıyla 11 merkez kurduklarını
söyledi. Eroğlu şöyle konuştu "Biz elimizden gelenin en
iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ancak çoğu zaman yetersiz
kalıyor. Çünkü devlet, sivil toplum kuruluşları ve en
önemlisi halk bize destek vermeli. Son 5 yılda sokakta
kalan başıboş çocukların sayısında önemli azalma oldu.
İnsanlar bu çocuklara sahip çıkacak bir kurum olduğunu
bildiğinde, haber verebiliyorlar. Kurduğumuz bu
merkezlerde, çocuklar fiziksel ve ruhsal açıdan tedavi
ediliyor ve eğitimine başlanıyor.
HER SUÇU İŞLEYEN VAR
İsteyenler eğilimlerine göre işe yerleştiriliyor. Bunun
haricinde, Valilik, Emniyet, Çocuk Mahkemeleri ve
benzeri kuruluşlarla ortak bir çalışma başlattık. Amaç,
suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş çocuklar için
yasal yaptırımlar uygulamak. Aileler hakkında dava
açıyor, çocukları ailelerden alıp, rehabilite
merkezlerine götürüyoruz. Mahkemeye çıkarılmış
çocuklarda bizim merkezlerimize gönderiliyorlar. Adam
öldürenden, 37 kere hırsızlık yapıp yakalananlara kadar
her türlü suçu işleyen çocuklar var. Mahkemenin
göndereceği başka bir kurum olmadığı için bize
gönderiyor. Diğer çocuklara kötü örnek oluyorlar.
Merkezde eğitim gören diğer çocukları da alıp kaçıyorlar.
Normalde, tedbir kararı alan çocuk, şehrin biraz dışında,
25-30 yatak kapasiteli, Adalet Bakanlığı tarafından
gözlemlenen rehabilitasyon merkezlerine gönderilmeli.
Ancak Türkiye'de böyle bir kurum henüz yok. Bu da bizim
işimizi zorlaştırıyor."
EN ÇOK ERKEKLER CEZAEVİNDE
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü'nün, Temmuz 2001 tarihi itibariyle
cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler üzerinde yaptığı
araştırmalar, cezaevlerinde yatan çocuk suçluların
yarıdan fazlasının erkek olduğunu gösteriyor. Buna göre,
cezaevlerinde, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ''adam öldürme''
hükümlerini düzenleyen maddelerinden ceza alan, 350'den
fazla çocuk tutuklu veya hükümlü bulunuyor. Bu
çocukların yüzde 93.7'sini erkek, yüzde 6.3'ünü ise kız
çocukları oluşturuyor. En sık suç işlenen yaş grubu ise,
erkek çocuklarda yüzde 56.2 oranıyla 14 yaş.
Suçlu çocuk yoktur suça itilen çocuk vardır
Adli Tıp'ta uzun yıllar psikolog olarak çalışan ve suçlu
çocuklar üzerinde incelemeler yapan Prof. Dr. Bayhan Üge,
suçun temelinde aile davranışının yattığını söyleyerek,
suçlu çocuğu ailenin yarattığını belirtti. Üge, "Aile
içi iletişim, çocuğa yeterince değer verilmemesi, saygı
gösterilmemesi, psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmaması,
otoriter tutumlar ergenliğin başlangıcından itibaren
çocuklar için bir tehdit oluşturuyor.
Çocuğun kişilik yapısı da çok önemli. İçe dönükse kendi
ayakları üzerinde duramayan, çekingen bir birey oluyor,
dışa dönükse tepki gösteriyor. Ergenlik döneminden
önceki çocuklar suç işlemez. Bir tesadüftür ya da
kazadır. Çünkü suç bilinci yoktur. Çocuğun duygusal
ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyor. Sevgi, saygı, ilgi
gibi.
EN BÜYÜK GÖREV AİLELERE
Ailelerin çocuklarını birey olarak kabul etmeleri
gerekiyor. Sağlıklı bir iletişim olmalı. Çocuk eğer
sevgiyi dışarıda ararsa, kurban olacaktır. Suça ya da
madde bağımlılığına teşvik edilecektir. O nedenle
ailelere çok büyük görev düşüyor." şeklinde konuştu. Dr.
Üge, suç işleyen çocukların temelinde ailelerinden gelen
sorunlar ve ailenin eğitim seviyesinin düşüklüğünün
geldiğine de dikkat çekiyor.
Sızdıran musluğa kökten tamir
Umut Çocukları Derneği Başkanı Yusuf Ahmet Kulca,
medyanın sokakta yaşayan çocuklarla ilgili çok dikkatli
haberler yapması gerektiğini vurgulayarak, "1999'da
Ümraniye'de 'anneyle kızına saldırıp, kızına tecavüz
edildi' haberinde adeta yargısız infaz yapıldı.
'Tinerci Vahşeti' diye yazıldı. Türk halkında, tinerci
deyince, sokakta yaşayan çocuklar akla geliyor. Oysa
sokaklarda yaşayan madde bağımlılarından daha fazla,
aileleri yanında yaşayan madde bağımlıları var. Aynı
şekilde 'Üzeyir Garih' cinayetinde de yargısız infaz
yapıldı ve bütün gözler bir tinerci çocuğa çevrildi.
Türk halkı bu çocukları yeterince cezalandırıyor, tepki
gösteriyor ve tedavi edilip, eğitilebileceğine inanmıyor"
dedi. Çocuğu suça iten nedenlerin başında ailelerin
geldiğine değinen Kulca, "Evden kaçan çocuklar musluktan
akan suya benziyor. Bu sorun kökünden halledilmediğinde,
su taşar. Aileler gözardı edilemez" dedi.
Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı...
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, çocuk
mahkemelerine çıkarılan çocukların yeniden topluma
kazandırılması amacıyla kurulmuş. Vakıf, çocuğun
yargılanmaya başladığından itibaren mahkeme sonrası
ailelerle irtibat kurma, çocuğun öğrenim görmesini
sağlama, gerektiğinde ise yerleştirme gibi faaliyetlerde
de bulunuyor. Vakfın kabul ettiği çocuklar arasında
ciddi psikolojik sorunları olanlar ve sokak çocukları
yer almıyor. Daha ziyade suç işlemeye meyilli olanlar
değil de aile korumasından uzak oluşları nedeniyle suça
itilmiş çocuklara yer veriliyor.
26.01.2003 Sabah |